|
.
reklam
Burada birbirinden güzel şiirler derledik.. Bu şiir kategorisindeki sizler için seçtiğimiz en güzel şiirlerin listesi:
reklam
AH ! O ESKİ YILLAR
Geçmişi yaşasak o yıllarda yeniden
Seninle düşsek şöyle Boğaz'a
Kalender'e binsek eski köprüden
Akşamın nefesi inmeden suya...
Bir başkaydı o yıllar, her şey bambaşka
İnsanlar bir başkaydı, doğa bambaşka
Sevgiler içtendi, yapmacıksız, saf, temiz
Bir başkaydı o yıllar, her şey bambaşka...
" Köprüdeki insanlar oltaları salmışlar
Akşama istavrit var, çapari salkım salkım.
Az ötede sandalla ağ atan balıkçılar
Martılarla yarışıp nafaka avlıyorlar.
Önümüzden geçeni…
Dur ! Yadırgama hemen.
Yandan çarklı o işte,
Sahilbent onun adı.
Zarif görüntüsüyle süzülüp giden Halâs
Üsküdar'dan başlayıp bulacaktır Kavak'ı...
İçinde bildik yüzler kibar bir tebessümle
Selâmla sarılırlar saygı dolu sohbete.
Şu mahcup delikanlı belli ki çok sevdalı.
Ön sırada oturan o yemyeşil gözlere.
Yanaşılan iskele yaşadığımız yerdi.
Şu kahkaha taşan yer İsmet'in Meyhanesi. "
Ah ! O eski Kuzguncuk nasıl değişti böyle
Ne kadar köhneleşti ! Sanki silinmiş gibi...
İlk aşkımla ilk defa buluştuğum iskele
Tanınmaz halde şimdi, kimlerin eseri bu ?
Dostlarla toplanılan o eski çınar altı
Keyif vermez bir halde, nerde eskinin tadı ?
Vazgeçtim yolculuktan, koş inelim burada
Görmeye dayanamam bir sonraki durağı
Eski Beylerbeyi'ne ağıt yakmamak için
Dönelim bir taksiyle, gözlerimiz kapalı...
Bir başkaydı o yıllar, sana gösterecektim
Yüreğim elvermedi sen de kahrolma diye.
Ah ! O eski günleri bir daha bulmak için
Çok şeyleri bırakır, dönerdim ben geriye.
Bir başkaydı o yıllar her şey bambaşka
Balık ekmek başkaydı, doğa bambaşka
Sevgiler değişikti, yapmacıksız, saf, temiz
Dostluklar pek sıcaktı, semtler bile bambaşka...
ÇOBAN ÇEŞMESİ
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.
Ey suyun sesinden anlayan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?
Gönlünü Şirin´in aşkı sarınca,
Yol almış hayatın ufuklarınca;
O hızla dağları Ferhad yarınca,
Başlamış akmağa çoban çeşmesi
O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi,
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi!
Vefasıs Aslı´ya yol gösteren bu,
Kerem´in sazına cevap veren bu
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmazdı toprağa çoban çeşmesi
Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Ne şair yaş döker, ne âşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar:
Beyhude seslenir, beyhude çağlar
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi
Bu Şiirin Özünde
Biliyorum bir gün döneceksin
Ama
Ben olmayacağım döndüğünde
Birkaç resim
Birkaç yırtık şiirle
Dolaşacak
Gözlerin pencerelerde
Camdan içeriye sarkacak
Bakışların
Tanıdık bir sima arayacak
Acabalar kuşku dolu yüreğinle
Kulağına gelen o fısıltılar
Gençliğin rüzgarı olsada
Sana neler neler anlatacak
Duyğuların çoğaldığı bir yerde
Belkide yeniden çağlayıp
Belkide yeniden coşacak
Kim bilir
Eski günlerin anısı
Eskimeyen şafak türküleri
Bu şiirin özünde saklı
Bir sır gibi zalım belkide
İLK SEVDA
Gece uzun ve sessiz,
Sen onun bir yerindesin.
Dokunamayacağım kadar uzak,
Silik bir yazı gibi belirsiz.
Kendimi eskiye vuruşum bundan.
Bir sevmelik değildi tutkum.
Elimde kalan flu yüzün,
Ve yirmi yıllık gizli yangınım.
Birazdan sabah olacak.
Işıkla,yalan gerçeğime döneceğim.
Yola çıkarken kapıdan dimdik,
Rihter ölçeğiyle belirsiz,
Bir göçüğü saklayarak içimde.
Dikenler Batsın
Yalnızlığımdan da yalnız
Bu şehirde üşüyorum
Çıplak ayaklı içimde ki
Kırık umudun gölgesinde
Ne yana dönsem bir hasret çığlığı
Sevdadan da öte
Ah destansı köyüm Akçakışla
Her köşede bir nida
Yozgat sürmelisi söyler
Sıladan uzak ezik yüreğim
Düş yakamdan ey gurbet
Düşki ki kendime geleyim
Akpınarda çamrakda
Ceylan yavrusu gibi sekeyim
Ey göğüs kafesime sığmayan
Hasret yangını sevdam
Saçlarıma düşen ak
İçime bezenmiş külleri
Savurup sana geleyim
Kızıl akşamın sabahında
Kızlar kayasında
Dikenler batsın ellerime
Yine eskisi gibi kanasın
Ahmetler Mehmeler Ayşeler olsun
Kanayan yaramda
Çocukca yaşayım
Haşarı çocukluğumu
Tıpkı eski günlerde ki gibi
Yağmur
geceler boyu bulutlar ağlıyor sanki
bense eşlik ediyorum bulutlara
YAĞMUR damlarına karışan gözyaşımı
kimseler görmüyor......
YAĞMUR damlalarına ev sahipliği yapar
şu yaralı gönlüm çaresizlik içinde
hani sevgimiz ölümle son bulacaktı
hani bizim sevgimizi YAĞMURa benzetirdin
şimdi YAĞMUR yağıyor sadece benim üstüme
bilki ey yar, yüreğimi kanatır bu şehrin YAĞMURu
eskiden yağan YAĞMUR beni mutlu ederdi
şimdi ise üşüyorum.........
çünkü, sadece yağan YAĞMUR
beni ıslatıyor....
Dostuma..
Bir silgi olsam silsem yaşadıklarımı
Ya da öyle bir güç olsamki
Silsem senli hatıraları
Bunlar gibi imkansız seni unutmak
Uzak durdum senden,konuşmadım
Yaptım yapmasınada olmadı
Kalbim senleydi,hala senin için çarpıyor
Benim durumda böyle arkadaşım
Seni çoook özlüyorum...
Benimle sohbetine,kötü günlerimde yanımda oluşunu
Senin inatçılığını,kavga edişlerimizi
O kadar özlüyorumki!!
Bana çok yakınsınki
Elmi uzutsam tutabileceğim
Ama olmuyorki
Sana giden yollarımı keşke kapatmasaydın...
Hatırlarmısın bimem
Söz vermiştik bir gün;
Hiç bişey aramıza giremeyecekti
Peki n'oldu aramıza en çok sevdiğimiz insan girdi
Kırdı dostluğumuzu ,
Cam parçaları gibi dağıldık
Nasıl eskisi gibi olabilirdik ki?
Belki senden nefret ettiğimi sanarsın
Senin için günlerce ağladığımı bilmezsin
Ben seni hala çok seviyorum
Aramızdaki ip kırılsa bile
Hala çook seviyorum
Sen bilmesende...... |