.

SiirLer

Aşk Şiirleri
Sevgi Şiirleri
Anlamlı Şiirler
Ayrılık Şiirleri
Aldatma Şiirleri
Ata Şiirleri
Atatürk Şiirleri
Ağır ŞiirLer
DuygusaL Şiirler
Etkileyici Şiirler
EspiriLi Şiirler
Komik Şiirler
Romantik Şiirler
Aşkıma Şiirler
Sitem Şiirleri
Nefret Şiirleri
ihanet Şiirleri
ingilizce Şiirler
ingilizce Komik Şiirler
ingilizce Aşk Şiirleri
ingilizce Atatürk Şiirleri
ingilizce ÖzLü Şiirler
iyi Geceler Şiirleri
Özlü ŞiirLer
Özlü Aşk Şiirleri
Özlem Şiirleri
Hasret Şiirleri
Yanlızlık Şiirleri
Damar Şiirler
Sevda Şiirleri
Jilet Şiirler
Delikanlı Şiirler
Harbi Şiirler
Baba Şiirler
Kral Şiirler
Serseri Şiirleri
Ağır Abi Şiirleri
Racon Şiirleri
Mayfa Şiirler
Kurtlar Vadisi Şiirleri
Acı Şiirler
Üzüntülü ŞiirLer
Kapak Şiirler
çocuk şiirleri
Kısa Şiirler
ResimLi Şiirler
Komik Şiirler
Kısa Aşk Şiirleri
Doğa Şiirleri
Anne Şiirleri
Bilinmeyen Şiirler
Sevgiliye Şiirler
Almanca Şiirler
Beşiktaş Şiirleri
FenerBahçe Şiirleri
Galatasaray Şiirleri
Asker Şiirleri
Kısa Çocuk Şiirleri
Atatürk ÇoCuk Şiirleri
doğa sevgisi şiirleri
vatan sevgisi şiirleri
hayvan sevgisi şiirleri
resimli aşk şiirleri
Küfürlü Şiirler
GüzeL Şiirler
nazım hikmet Şiirleri
Mutluluk Şiirleri
Enterasan Şiirler
güzel aşk şiirleri
Yeni Şiirler
Cep Şiirleri
Cumhuriyet Bayramı Şiirleri
Dini Şiirler
islami Şiirler
Dostluk Şiirleri
Hayat Şiirleri
ÖLüm Şiirleri
Özür DiLeme Şiirleri
Manalı Şiirler
Mevlana Şiirleri
Harika Şiirler
Süper Şiirler
Tatlı Şiirler
Evlilik ŞiirLeri
Çocuklarla ilgili Şiirler
Türkü Şiirleri
Türkiye Şiirleri
Spor Şiirleri
ilginç Şiirler
Gecmis Olsun Şiirleri
Farklı Şiirler
Değişik Şiirler
Efsane Şiirler
Unutulmaz Şiirler
Orjinal Şiirler
iltifat Şiirleri
Değerli Şiirler
Hoş Şiirler
AiLe Şiirleri
Hüzünlü Şiirler
Kırgınlık Şiirleri
Bomba Şiirler
Karizma Şiirler
ALLah Şiirleri
Ankara Şiirleri
AntaLya Şiirleri
Araba Şiirleri
teklif Şiirleri
Yabancı Şiirler
Aşkla iLgili Şiirler
Büyüleyici Şiirler
Deniz Şiirleri
Doğum günü Şiirleri
DoLunay Şiirleri
Yıkıcı Şiirler
ZaLim Şiirler
Bebek Şiirleri
Çanakkale Şiirleri
Aşık Edici Şiirler

(¯`'•.¸ ¸.•'´ Hatıra Şiirler & Hatıra Şiirleri •´¯`•.¸¸.•´¯)

 .


reklam


Hatıra Sokağı
Bugün yolum eski sokağımıza düştü,
Seni hatırladım.
Hayır yanlış söyledim,
Seni değil, geçmişi hatırladım.
Çünkü seni hatırlamak için unutmak gerek,
Seni bir an olsun unutamıyorum ki.


Nereye baksam seni görüyorum,
Doğanın her parçasında,
Gezdiğim her yerde,
Nere baksam sen varsın,
Yerde, gökte,
Okuduğum kitaplarda,
Şiirlerimde, şarkılarımda,
Sen varsın.
Yüreğimin çarpmasında,
Aldığım nefesimde,
Bedenimin her zerresinde,
Seni hissediyorum.


Hayır, hayır, seni değil,
Geçmişi hatırladım.
Bugün ki gibi hafiften yağmur yağıyordu,
Sen pencereden bana el salladın.
İşte o anki duygularımı,
Şimdi anlatamam, bunu yaşamak gerek.
O anı geri çevirmek için
Geri kalan tüm ömrümü,
Feda edebilirim.
Ya o sokakta konuşmadan
El ele gezdiğimiz günler,
Sanki elime aldığım senin elin değildi,
Yüreğinmiş gibi,
Çarpmasını hissediyordum.
Saatlerce konuşmadan dolaşırdık.
Dilimizle değil,
Yüreklerimizle, gözlerimizle konuşurduk.



Hani şu çocuk parkında oturduk ya,
Gözlerine bakıyordum,
Gözlerimin,yüreğimin söylediklerini,
Dilim cesaret edip söyleyemedi.
Acaba o anda sende benim düşündüklerimi,
Düşünüyor muydun?
Evet seninde yüreğinin, gözlerinin
Söylediklerini dilin cesaret edemedi.


Ya bu deniz kıyısında, şu kumsalda,
Sessizce oturup denizi seyrettiğimiz.
Bizim yerimize deniz dalgaları konuşuyor,
Aşk türkümüzü söylüyordu sanki.
Rüzgar saçlarınla oynuyor,
Seni seviyor, seni okşuyordu.
Benim cesaret edemediğimi,
Rüzgar yapıyordu.
O an seni rüzgara kıskanıyor,
Rüzgarın yerinde olmayı istiyordum.



Hayır,hayır seni değil geçmişi hatırladım.
Çünkü seni hatırlamak için,
Bir an olsun unutmam gerek.
Bu sokak benim geçmişim, anılarım,
Hatıralarım yazılı bir kitaptır.
Zaman zaman geziyor, dolaşıyor,
Okuyorum.

Hatıra
düşünüyorum aklımda öyle seni
var mı bu dünyadan gidip geleni
denize açılmış kaptanı yok bir gemi
hatıra olarak yalnız buldum cebimde bir resmini

kim affeder üzüntü vereni
akıl, beyin, ruh yaşatır bedeni
hatıra kaldı onun duvarda eseri
başkadır, onun kimse dolduramaz yerini

eskileri atarız yerine gelir yeni
insanoğlu ihtiyarlığa bırakır gençliğini
alır götürür ekip biçtiğini
duvarda saklarız hatıra olarak bir resmini.

Hatıralar
Nasıl güneş fezayı sevgiyle sarar
Çölde kalan insan suyunu arar
Gönülden sevenler sevgiye mi kanar
Afacan günlerimizdeki tatlı hatıralar
Bulunmuyor çareler kapanmıyor yaralar

Nerde o tatlı günler evcilik oyunlar
Hepsi akla taht kuran hatıradırlar
Sonra bir pınar gibi yüzeye vururlar
Afacan günlerimizdeki tatlı hatıralar
Bulunmuyor çareler kapanmıyor yaralar.

Hatıralar Senden Bana Yadigar..
Hatıralar senden bana yadigar..
Senle geçen günlerimin derin izleri..
Gülüşün orda saklı gözlerin orda saklı..
Hayallerde kavuşturur senin aşkına beni..

Hatıralar mazinin büyülü sesi..
Seni yaşayan yüreğimin gençliğimin son nefesi..
Anlamsız geçen ömrümün anlamlı tek payesi.
Hicranların uzağında kavuşturur sana beni..

Hatıralar senden uzak bu bedenin yaşam kaynağı..
Çöle dönmüş bu ömrün yağmur sağnağı..
Hasret dolu bir tenin örümcek ağı..
Sevenlerin diyarında kavuşturur bana seni..

Hatıralar Şehri
Yeşil rüyalarında hatıralar
Mevsimler boyunca çiçeklenirdi.
Sonsuzluğu hayal edilen bahar
Dişi gençliğini bu şehre verdi.

Huzur dal dal açar bahçelerinde
Sevda masalları dinler çiçekler.
Hulyalara dalan gecelerinde
Yeşil gözlerini öper melekler.

"Gümüşlü", fecirle tutuşan kümbet
Fani zaman akar "Nilüfer".
Türbelerde hâlâ mukaddes nöbet
Ova, fethin nal seslerini dinler.

Geçmiş zamanlardan kalan aydınlık
İpek gecelerine iner sel gibi.
Yıldızların koynunda erir aydınlık
Yeşil rengi bir darbımesel gibi.

Hülyalara boş kadehler uzatır
Garip akşamlardan taşan su sesi.
Anlatır sevdaları satır satır
Sır kutusu çınarların gövdesi.

Mavi çinilerden okunur Kur'an
Ses vermedikçe tarih, kubbelerinden.
Hep aynı şarkıyı söyler şadırvan,
"Çıkmaz muhabbetin derun-u dilden..."

Mahzun selvilerde uhrevi sada
Mesut yalnızlığında Emirsultan.
Hatıralar şehri zümrüt Bursa'da
Rüzgarların kanadındadır zaman..

Şimdiden Bir Hatırasın
Şimdiden Bir Hatırasın
Bulutsa, tozsa, uçarsa
Bütün (aşklar) paranteze alınsın
Rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın
Ne bir şarkısın,
ne de dillerde nağme adın
Artık bazı şarkılar kadar yarılısın
Günler izmarit diplerinde biriksin
O zaman mutlaka bir trenle gelirsin
Köpüklerdensin, mavisin, sakinsin
istesen suyun tenine bitişirsin
ellerimi bıraktım, artık buna sana yazsın
İçimde iki yaşlı balık varsa,
İçimde biri pulsuz, iki balık varsa
Biri senden, gelirsen ve yok edersen
Bunu yazmak istiyorum sana
Sonra postalamak istiyorum
Pulsuz bir zarfla
Hiçbir mektup artık ikna etmiyor beni hayata
Bu kırmızı oyalarla saçlarımda
Beyaz bir tülbent gibi kalırsam
tenimde, süzemediğim tortularla
Gün olur sararırsa sayfalarda
Bıraktım ellerimi, sana bunu yazsın
Şimdiden bir hatırlasın
Kırık kalplerle süslü bir sayfaysan
Camsan, saydamsan, beni kırarsan
Simlerimle sevişirim seninle
O süslü sayfaların üzerinde
İçimde mutlu iki yıl varsa,
İçimde biri simli iki kadın varsa
Sen, gelirsen ve yok edersen
Bunu yazmak istiyorum sana
sonra postalamak istiyorum
Simli bir yılbaşı kartıyla
Hiçbir mektup artık beni, ikna etmiyor hayata

Hatıra
Bön bön bakıp durma bana
Kuşkun mu var benden yana
Az da olsa bu da sana
Benden sana hatıra
Senin gibi katıra.

Asıldı suratın hemen
Çevirirsin türlü dümen
İşte yaylım işte çimen
Benden sana hatıra
Senin gibi katıra.

Ateş yanar çıkar duman
Benden daha neler uman
Bak bu arpan bu da saman
Benden sana hatıra
Senin gibi katıra.

Bu ne öfke bu ne kahır
Bu samanlık bu da ahır
Benden sana hatıra
Senin gibi katıra.

Gülersin ya aldın işte
İş var derim ben bu işte
Ne de güzel görünüşte
Benden sana hatıra
Senin gibi katıra.

Tavuk gibi eşelen sen
Yuvarlaksın köşelen sen
Al da işte neşelen sen
Benden sana hatıra
Senin gibi katıra.

Keneler kanımı emer
Gece çıkar gündüz siner
Bu çulundur bu da semer
Benden sana hatıra
Senin gibi katıra.

Bir Hatıra
geçmişten gelen sesler duyuyor
ve tarifsiz bir boşluk hissediyorum
bir sonbahar günü rüzgarın uğultusu,
günahsız yaprakları sürüklemesi...

yapraklar için üzülüyorum
yoksa kendim için mi bilmiyorum,
yürümeye devam ediyorum
soğuk, hüzünlü ve çaresiz

uzun zaman sonra sıkılıp
benim gibi yalnız bir ağaca dayanıyorum,
başlayan yağmuru dinliyor
ve seni hayal ediyorum.

rüzgar bana kokunu getiriyor
yapraklar savrulup adını yazıyor,
gözyaşlarım yağmura karışıyor
ama bunlar yeni şeyler değil...

Hatıralar
ne konuştun ne andın
bitti diye aldandın
herşeyi sildim sandın
silinmeyen iz kaldı...

dilinde titreyen
her laf ayan beyan
kulakta çınlayan
söylenen söz kaldı...

kaşlar, kirpiklerin
gamze yanakların
baldan dudakların
bir çift kahve göz kaldı...

duygularda, beynimde
rüyamda, hayalimde
her gün her an resminde
gülümseyen yüz kaldı...

beraberdi tutkular
masallar, öyküler
şarkılar, türküler
çalmayan saz kaldı...

hele bak bir dinle
mutluydum seninle
içime verdiğinle
tattığım haz kaldı...

evimiz, barkımız
yoksa ruhsatımız
ahrette vuslatımız
ölmeye az kaldı..

Eski Gün Hatıraları
Kapımda bekliyor yine, acılarım üzüntülerim
Beyhude geçen zamanın takvim yaprakları
Kalbimde ilk aşk kırıntıları
Bekliyor kapımda ilk el tutuşlarım, ilk heyecanlarım.

Basıyorlar zile, açın kapıyı dermişçesine
Benim ise kapıyı açacak mecalim yok.
Ne olurdu biraz kuvvetim olsa da
Kalbimin kapılarını tekrar açabilsem, güneşli günlere.

Yorgun artık bu kalp, sevmeye dermişçesine
Dudaklar aşk sözcüklerine uzak bir lehçede.
Gözler parlamıyor, sevgiliye baktığı anda ki gibi
Tek şey kalpte beliren eski gün hatıraları.

Hatıralar
Bir yudum su gibi
İçmeye doyamadığın bazen
Eşsiz lezzet damağında
Tadını unutmaya korktuğun
Bir gün bir sevgili
Ürperip dokunamadığın
Kırk yıllık düşmanın bazen
Kıyasıya yerdiğin
Bir gün son Liran
Harcamaya çekindiğin
Saman yığını bazen
Ne aradığını bilmediğin
Ve her gece koynuna girdiğin
Yatağın gibidir hatıralar.
Onlarla yaşamaya alışmalıyız!

Senden Kalan Hatıralar
Senden kalan hatıraları bir bir sakladım
Sana isyan etmek en doğal hakkım
Yalanlarına bitanem ben çok aldandım
Yeter artık ayrılalım
Son birtek resmini alayım

Sana değil gözlerine yanıldım
Sözlerine değil gözlerine kandım
Sözlerin yalan çıktı gözlerin haram
Yalanların tek tasam

Kapanmak bilmez bu aşk yarası
Yalanlarla yaşamak inan çok acı
Senin kalbin dünya kadar katı
Senin hakkın dar ağacı

10 Kasımlarda Bizim Hatıralarımız
10 Kasımlar
Tarihin anıldığı gün
Koca Türkü bir daha
Düşüne aldığı gün
Kutlu hatıraların
Emanet kaldığı gün

10 Kasımlar
Tarihin destanlarla
Uyandığı gün
Atanın destanlarla
Anıldığı gün
Hürriyet bedelinin
Kanla okunduğu gün

57 yıla sığan bir hayati
Bir daha düşlüyorum
Bir gergef misali
Ruhuma isliyorum
Milletin muradı onda
Onda çarpıyor yüreği

Çanakkale’deki ruhla
Erzurum’a tasınmış
Sivas’taki yürekle
Sakarya’ya akınmış
O akınlar tevhitle
Bezm-i eleste okunmuş

Zorun çığlık
Çığlığa kaldığı
Esarete isyanı
Cephelere kağnı
Yoluyla vardığı
Onurlu duruşa hasret
O hasretin yazdığı destan

10 Kasımlar
Milletin topyekun cepheye
Cepheden Cumhuriyete
Toprağın kutsi örtüsünden
Bir çelik irade örgüsünde
Devlete yürüyüşü destanı

O destanı bir daha
Ezberden okuyorum bugün
O iradeyi özleyerek
Yüreklerimizde anarak

Hatıra Olma
Ben seni dün değil, bugün değil, yarınlarda sevdim.
İstedim ki, geçmişte kalma.
"Hatıra" olma.
Bilirim, hatıraların acısı da tatlısı da sızlatır.
Seviyorum, seveceğim demek varken,
"Seviyordum" olma.
Üstelik hep yarınlarda olursan sana koşmam daha da kolay olur.
Yorulmam.
Umuttur yarınlar.
İyiliği, güzelliği, büyük aşkları barındırır içinde.
Kıyasıya kıskançlıkları.
Ömürleri de.
"Neredesin" olma.
Seni aradığımda bulayım her an.
Dünlerde bulamam ki seni.
Dünlerde sevişemem seninle, alamam kokunu içime.
Ama yarınlarda olursan o kokun hiç çıkmaz içimden.
Yarınlarda tutabilirim ellerini.
Yarınlarda ısıtabilir, yarınlarda takabilirim parmağına hayat yüzüğünü.
Yarınlarda yaşayabilirim seni, doya doya, seve seve.
Yarınlarda tapabilirim sana.
Yarınlarda veririm ömrümü, hiç çekinmeden.
Ben seni dün değil, bugün değil, yarınlarda sevdim.
Sırf sen gitme diye.
Hatıra olma diye...
Ben seni çok sevdim...

Hatıralar
Sevinçlerimiz vardı
Bunlara eklenen,
bir tane, gurbette sıla
Ama olmadı, hatıralarda gülen yüzler
Biliyorduk onlar hatıraydı
Dönmeyecekler geri...

Nazlı yâre selam olsun
Döner mi geri bilmem ama
Dönse ne olur ki
ekilmiş buğdayların,
başı eğildi...

Voltada sayılan adımları gördün mü?
Hiç bitmeyecekmiş gibi yollar
Eskitir ayakkabıları
git ve gel zaman...
Sen sakın gelme
Bana kalsın bu volta da, yüz görümlüğü
Hatıralar...

Sen Artık Hatıralardaydın
Gözlerim yaşla doluydu ayrılırken
Ayrılırken ellerim ellerimden
Apansız karıştı dünyam
Gözlerine baktım gözlerin yaşlı
Gözlerinde ayrılık dolu hüzün vardı

Sen koparken ellerimden
Senden ayrılmak gelmedi içimden
Döndüm arkama baktım sen vardın
Sana beni unutma diyemedim
Sen artık hatıralardaydın

Yürü dedi yüreğim gidiyoruz
Nereye demedim
Nereye diyemedim
Yüreğime

Yüreğimle elele sensizliğe yürüdüm
Yürürken ağladım gülüm
Yürürken sensizlikten öldüm
Sen artık hatıralardaydın gülüm

Hatıralar
Senden kalan son hatıra
Gözlerinden dökülen aşkımızın mührü
Ve son söylediğin manidar şarkıydı.
Yokluğunda hatıralar çarem oldu,
Şimdiyse senin yanında bir masal...
Sevmezdim hatıraları sen yokken.
Gelip yerleşirlerdi senin, kalbimdeki, tahtına.
Ama bana seni hatırlatırlardı ya
Alırlardı gönlümü.
Kalbim bana çok uzaktaymış gibi gelirdi,
Beni derinliklere düşürürdü.
Nerden bilirdim sensiz bir gün geçireceğimi,
Ben senden rüyalarımda bile ayrılmadım ki!
Gece uyumadan ışıkları kapatıyorum,
Kapıları kapatıyorum,
Bir bardak su alıyorum yanıma,
İçinde sen varsın.
Sabah uyandığımda,
Pencereden dışarı bakıyorum, sokakta
Bir camcı görüyorum;
Camda sen...
Güneşe bakınca yüzüm kızarıyor,
Sana bakmış gibi oluyorum.
İşe giderken otobüs çok kalabalık oluyor,
Senden dolayı.
Camı açıyorum;
Senin sesin geliyor,
Çarpan rüzgâr sensizliğin tokadı gibi...
Akşam eve geliyorum bahçede otururken,
Yıldızlara bakıyorum;
Seni gösteriyorlar.
Alışverişe gidiyorum;
Seni mi alsam yoksa seni mi;
Karar veremiyorum.
Yolda bir arkadaşa rastlıyorum;
Bana seni soruyor.
Nefes alırken iyi de,
Çünkü sanki seni içime çekiyorum,
Nefes verirken of diyorum.
Ne zaman bir yerim ağrısa
Elimi kalbime atıyorum,
Acaba seni kaybettim mi? diye ürperiyorum.
Arkadaşlarla çay içerken
Senin sıcaklığını duyuyorum.
Sonra yine sen sen ve sen...
Hatıraların üstümde duran kara bir bulut gibi...
Güneşimi engelliyor ama
Ne güzel ki yağmurumu getiriyor bana.

Gölgemdir Benim Hatıralar
O mutluluk şarkısını çalıyorum
Müziğin eşsiz ritmiyle rüyaya dalıyorum

Avucumda bir yaprak
tutuyorum; sonbahardan kalma

Rüzgar onu da uçuruyor
benden uzaklara..

Hatıralarımı kıyıya vuran
sular alıp götürüyor
Peşinden koşuyorum, bilinçsizce

Sular ruhumu
serinletiyor

Dalıyorum suların
derinliklerine...

Rüzgar beni de savuruyor
hatıralarım gibi

Savruluyorum; bilmediğim
diyarlara

Koşuyorum, hatıralar her an ardımda
Unutmak istiyorum;
Var gücümle kaçıyorum

Hatıralar
Eski günlerden bana kalan,
Yemyeşil bakışların var...
Seyretmeye doyamadığım,
Çok tatlı bir gülüşün var...
Daima içimde yankılanan,
Şarkılı bir sesin var...
Yüreğime düğümlenen,
Altın sarısı saçların var...
Ve bir de...
Giderken köşede bıraktığın,
Beni yıkan duruşun var...

Hatıra
Ankara'nın puslu sabahında,
Sevdiceğim, kara gözlüm, bir tanem.
Sen ve ben,
Yine birbirimizle dolu,
Ve yine olabildiğince mutlu...
Ayaklarımızın altında hışırdayan halı,
Dökülmüş sonbahar yaprakları,
Yürüyoruz...

Değil mi ki, bir çift kirazda hatıralar,
Değil mi ki, yağan yağmurda,
Üşüyen ayaklarda,
Konuşan dudaklarda...
İçimdesin,
Unutmak imkansız, biliyorum.
Ama yine de seni gönülden özlüyorum...

Hatıralar
Bakmıyor ki gözlerime
Görsün sevgimi anlasın derdimi
Sevgin ilaç gibidir kalbime
Hayır desen de kandırma kendini

Bir ateş var yüreğimde sönmek bilmez
Öyle sevdim ki seni, bu can kendine gelmez
Sensizlik öyle sardı ki beni
Kimse teselli edemez

Sen mutluluğun ellerinde
Ben yalnızlığın pençesinde
Başkasına yar olduğunu bilsem de
İsmin hep yazacak göğsümde

Bugünlerin üstünden geçecek yıllar
Yıllar geçse de kaybolmayacak anılar
Sen mutluluğun peşinde koşacakken
Yakamı bırakmayacak hatıralar..!!

İlk Hatıra
Gönül bağında gül olup açar da
Kırk hazan vız gelir bir soldurmaya
Gözlerinden pınar olur akar da
Kırk güneş az gelir bir kurutmaya
Bin nur yüz eş olmaz o ilk yanışa
Can ölse his ölmez o ilk sevdaya
Hayırsız diye bin adı olsa da
Hem dünya hem ahret göz kalır onda
Çekersin dert olur ömrün boyunca
Kırk çileyle gezer bir tel saçında
Bin sevgi hem bahtı hem de tahtıyla
Kırk azdır yerini bir doldurmaya
Gönül solar solmaz o ilk hatıra
Kalp kurur kurumaz kalpte ilk yara
Yedi kat yabancı biri olur da
El olsa adı o ad konmaz ona
Unutmak zamanı onu dolar da
Kırkyılın kırk yetmez bir unutmaya
Bin ayrı geçer de ömrün onunla
Kırk aşkla kırk yaşar bir az canında
Bin göz bir benzemez o ilk bakışa
Bin sar bir rastlanmaz o ilk sarışa
Bin cihanda bin taht bin baht olsan da
Bir karasevdayla taç olur başa

Hatıra Kalsın
Cefakâr diyorum çünkü adını söylemek…
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfinde aylardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım!..

oysa cefakâr! ben baştan başa Kevser akan,
gül kokan bir sevginin filiziyim
hangi umut çiçeğidir bilmem,
gözlerin uzanır da gönlüme cefakâr
derinden bir ok saplanır bağrıma.

artık eskisi gibi bakmıyorsun gözlerime,
oysa gözlerinde sonsuz bir umut otururdu cefakâr,
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin.
güneş çehrende değil
sen güldükçe ruhumda güller açtırırdı

işte o ruh sensizlikten
feryatlar içinde ızdırap çekiyor.
Neydi beni senden soğutup ayrı koyan neydi?..
sana mutluluk sunmadım mı?..
dualar bıktı da ben bıkmadım cefakâr…
Ben bu kadar cefaya lâyık mıyım cefakâr…

yasını tutuyorum mazideki günlerin
yıkılmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ızdırap üflüyor umutlar
kederler yıpratıyor dram seyyahı bedenimi,

önümde sensiz geçecek günler var belki
hiç kimsenin bilmediği bir keder yaşıyorum,
kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum sensizlik
sen orada umutla gülümsüyor gibisin
ama ben burda damla damla eriyip akıyorum,

yine de ömrümün sonu da gelse,
sonunda bir gün de olsa sana kavuşmak,
ben o günü hep bekleyeceğim.

Olurda ecel senden önce gelirse
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir bakış gibi boyun büker
mahşerde yine seni beklerim…
maziyi kalbimden nasıl sileyim cefakâr!...

Hatıralar...
ne haberin gelir senin, ne de telefonum çalar
ne bir parça mutluluğun, ne de senden son kalanlar
gözlerimin önündesin, inan yalnız kalbimdesin.
unutsam da belki seni unutulmaz hatıralar.

aldı gitti beni benden sana getirdi
ayrılığın inan beni yedi bitirdi
yokluğunda sensizliğin, neler çektirdi.
sürüm sürüm süründürdü; o hatıralar

dayanılmaz acılara ittin elinle
ne yaptımsa, ne ettimse kendi kendime.
kör olası şu gözlerim, görmese bile
peşindedir düşe kalka o hatıralar.

ben sabahı zor ederim, sensiz gecede
çok şey saklı dilimdeki şu üç hecede
seni seviyorum; senle ecele
gitmemi istermi ki, o hatıralar..

Hatıram
Hayat alıp başını gider enginlere
Bir anda geliverir ömrün yarısı
Karışır dünler gibi yarınlar da geçmişe
Derken ne öncesi kalır hayatın... ne de sonrası

Hayat alıp başını gider enginlere
Çaresiz gelip geçen güne karşı
Sığmaz bu can bu tende
Sonsuzluğa kalır, bir tek mezar taşı

Hatıralar
Bir gün daha bitti sensiz
Bak işte yıldızlar parlıyor
Ben yine yalnız kimsesiz
Sen gittiğinden beri
Herşeyim sendin tek umudumdun
Yaşama sevincimdin sen benim
Şimdi sensiz gözlerim ağlıyor
Ruhum sıkılıyor gitmek istiyorum
Kaçmak, uzaklaşmak istiyorum
Bu kentin acı dolu hatıralarından

Senden Bana Kalan Son Hatıran
Ne zaman yıldızlara baksam
Seni hatırlarım, eğer bir yıldız kayarsa
Senin de beni düşündüğünü düşünürüm
Ne biliyim bir umut işte
Beni hayata bağlıyan sendin
Şimdi eğer yanımda sen yoksan...
Ben şu yalan dünyada yaşasam ne olur... yaşamasam
Beni hayata bağlıyacak bir şey yok artık
Senden bana kalan son hatıran.. senin sensizliğin
O hatıranı da istemiyorum!
Gel al o sensizliği de, kurtar beni sensizlikten!!

Hatıralar
Sessiz bir gece vakti
Ayın on dördünde oturup ağladım
Bir kadına sarıldım
Hatıralar avuçladım göğüslerinden
Hatıralar ah hatıralar
Şimdi yalnız bıraktılar beni
Doğum günümde mumları
Söndürenim bile yok
Kadının adı bile yok dudaklarımda

Hatırât
canım
düştün dediler
dizlerin kanıyor
yüzün yırtılmış
sakallarında demir örselenmiş
yüreğinde azgın bir yaratık var
ölüyorsun dediler
güzdü
kıştı diyebilirim heran
sokaklardı yürüsem sığmazdım
düştüm
gelinlikleri yırtmıştım
kısalmıştım
çok iyi hatırlıyorum
sokakları buluşturmuştum
düğünlere uğurlanmıştım
derdimizdik
ağlayınca bilmezdim
gözlerinin rengini
çok üşüyebilirdin
kanımın rengiylr ısınmıştın
dağlar yüreksiz ve sadıktır demiştin
çok iyi hatırlıyorum
daha ülkeler saymıştın
ölü kâhinler doğurmuştun
gözlerini canım gözlerini
gözlerini çekmedin kışın orta yerinden
gözlerini kana bulanmış bir üniofrma gibi
ne çok ısınacaktık kırmızıyı bilseydin
alevler yaşatıyordu seni seni göğsümde

şimdi sağır bir sokağın hatırasıyım
sağır bir sokağın uyarmasıdır beni
bacaklarımda kasılan beyaza dönüş
çok korkunç yoldan geliyorum
biraz ışık serp üzerime sevdam
dağıt titreyişimi göğsünün üstünde

Bir İstanbul Hatırası
gül kokan kadınıma

kan mı gözyaşı mı dökülen ardımızdan acele acele
gitmeden bir kaç kelam bırakmadı mı ozan
anlaşılır yarınlar icad edilmedi daha
beklemek zor gidilen yol uzak bilirim aşkı
bilirim çekilen çileyi güz akşamlarında
kadın bu sever mi önüne ilk çıkan şairi
hem de günah çıkartmak eminönü rıhtımında
palas pandıras çıkılan aksaray yokuşlarında
her düş teklifsiz sevişmelere gebe
kadın o kadın değişmedi hala istekli şiire
dertleri bir bir katlayıp mendil misali
yuvarlamak beyazıttan kuşbakışı ayasofyaya
ayasofya ki bir kadın asırlardır tapılan
kiliseye cami katıp hadım etmek derdi
vurulan zincirler ona değil kadına itaatsizlik
tapın dilediğince her yer kadın olmuş
cennet kokulu kadınlar sarmış ibadetleri
nasılsa ilahlar olimpostan kovuldu
mitolojik kavgalar esrarengiz anlaşmalar yapıldı
atinada bayram bugün sirtaki molası barlarda
konstantinapolis istanbula kavuştu
tarihçiler üzgün fethedilmedi daha laleli
kadın kokuyor çamlıca, kızkulesi hapis denizde
iran sefareti işgal edilmiş sol açıktan
şahlar padişahlar ve krallar kaçıyor ülkemden
hayat bir kadının peşinden sürükleniyor
tapılacak kadınını arıyor istanbul
kadınsa bakir bir şiir arıyor
bağrı açık surların dibine uzanmış
gökten düşecek bir ozan bekliyor
bilirim aşkı acıdır, kana susamış
kan kusar göz yaşını saklar bebeklerinde
o kadını bir ben tanıdım isyan günlerinden
şah mat deyişini beni her gördüğünde
yıkılmış viraneye dönmüş içtenliğimle
aşkımla yalın duyarsız alay edişini
bilmezdi beklediği şairin kadın koktuğunu
olimpos yok artık terketti sahte ilahlar
boş tapınmalardan vazgeç ozanlar yok
istanbul kadın kokmaz artık satıldı vaftizlerde
gel kollarıma bir şiir yazalım birlikte
kaçalım bu şehirden çölde buluşalım
kadın kokalım bulduğumuz güllerde
düşlerde aşkı yoklayalım kan kokan
acı kokan gerekçesiz kadınlar bulalım

sen benim gül kokan kadınımsın
yüreğim senin dokunaklı nağmelerine açık
tuşlarım son besteni çalman için bekliyor
hadi dokun bana bak herşey değişecek
yalnızlıklar sonsuza kadar tükenecek.

Bir Yaz Hatırası
karıma

Işıl ışıl gece, mehtap, yıldızlar;
Rüya ahengine bürünmüş yazdı.
Ansızın beliren kaybolan kızlar
Tatlı hülyalardan daha beyazdı.
Şarkılar söylerdin içli, duygulu;
Dudağın geceyi okşayan eldi.
Kımıl kımıl kalbin, heyecan dolu
Bakışların bahar kadar güzeldi.
Bir gizli lisandı gözlerin, bilsen!
Melalin sihrine dalar, ağlardın.
Sevdaya ses veren şarkılarda sen
Çığlık çığlık yüreğimde sen vardın!...
Kaç yıl geçti... Hala yerli yerinde;
Hala bir heyecan dalgası adın!
Baharın gül renkli gecelerinde
Aşkı nakış nakış ör bana kadın!

Hatira
Bu gölgeli bu serin bu fatihasiz toprak
Adini yaşatacak en uzak iklimlerde
Mektup ilk sayfasinda hatirani yazacak
Resmini çizecegim agladigin o yerde
Kollarimi bahardan cemrelere açarak

Gelmesen de bilirim bana çok yakindasin
Bilirim her baharda rengini verir güneş
Semada dualarin ardinda saklanirsin
Elini sogutmasin birak kül renkli ateş
Birak solgun yildizlar işigini arasin

Hâtıra
Nerede o has ekmek, bir kuruşa okkası;
Nerde o ağız tadı, eski reçel hokkası?..

Hâtıra
Renk renk hâtıralarım oda oda silindi;
Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi.

Bir Yaz Gecesi Hâtırası
İşveyle, fısıltıyla, gülüşle,
Olmuş şeb-i sevdâ yine bî-hâb
Oklar gibi saplanmada kalbe,
Düştükçe semâdan yere meh-tâb...

Bûseyle kilitlenmiş ağızlar
Gözler neler eyler, neler isrâb;
Uçmakta bu âteşli havâda
Vuslat demi bir kuş gibi bî-tâb...

Hatıra
Dün, bir gölge gibi geçti yanımdan
Oydu, bir bakışta tanıdım onu;
Rüyalarıma tayf halinde konan,
Peşime bir korku gibi düşen o.

Bazı yapraktı, bazı bir rüzgâr.
Dolardı aydınlık olup, odama.
Bahçemde süzülür giderdi bahar
Sabahının fecri vururken cama.

Ayakları kumda bırakmadan iz
Yanıma geldiği hep gecelerdi;
Sanki bir lahitten kalkar ve sessiz
Uzak bir maziye dönüp giderdi.

Bir avuç ışıktı incecik yüzü,
Gözleri geceler gibi derindi;
İçine başımın her an düştüğü
Avuçları sudan daha serindi.

Geçerken dün yoldan, ruhumu saran
Bir gölge halinde ve ağır ağır;
Tanıdım; o, yâdı hoş zamanlardan
Seven ve yaşayan bir hatıradır.

Hâtıralar
Yine geçmişin ak hâtıralarına daldım;
Bir tatlı çağıltıyla yerimde kalakaldım.

Her devri ayrı bir ihtişam ve ayrı bir şân,
Âdetâ dünyâları saran ışıktan tûfân...

Düşündüm o muhteşem devletini Osman’ın...
Ve zirvelere ulaştı elinde Orhan’ın.

Yürüdü garbın karanlık âfâkına emîn,
Gürledi gülbanklarla her yerde "feth-i mübîn"

Derken her yanda şahlandı evlâd-ı fâtihân,
Ve bir çığlık oldu inledi Yavuz Selim Hân...

Çağlar ve çağlar boyu böyle kükreyip durduk,
Dünyâda tıpkı bir uhrevî saltanat kurduk.

Hülyâm hâlâ meshûr cedlerin velvelesiyle,
Ve meydanları dolduran at kişnemesiyle...

Her taraf bağ-ı iremdi o kutlu devirde,
Adetâ cennetler tüllenirdi perde perde.

Meğer kadrini bilmişler zamanın çok erken,
Henüz hiçbir yerde onun sırrı bilinmezken.

Nurdan ırmaklar gibi akmışlar çağlar boyu,
Çağıltılarla her yanda, Cennetlerden suyu...

Hâtıra
Nurlu bir geceydi o eski zaman;
Hülyalarımda füsunlu hâtıra,
Yağmur nağmeleriyle ara ara,
Boşalıyor gönlümdeki bahara
Uyaran yıldırımlarıyla her an...
Sînemde hep geçmişin mûsikîsi;
Gürül gürül ve oldukça derinden,
Dalga dalga esen akislerinden,
Şehrâyinler gibi şen günlerinden
Ruhumda tınlayan cennet bestesi.
Hâlâ taptaze o şiirin gülleri;
Gülümseyen bir resim gibi sıcak,
Menekşeler gibi hep salkım saçak
Ve düşlerdeki bahardan daha ak,
Her lahzası ayrı bir haz günleri...
Güneşi asla batmayan bu dünya,
Her yerde ışıktan bir sürü izler...
İzlere yüz süren aydınlık yüzler,
Gerçi şimdilik sakin ve sessizler,
Ama her ruhta hep o eski rüya...
Her soluk huzurla gürleyen bir şarkı,
Neş’eler tülleniyor hülyalarda;
Yeniden gün döndüğü şu zamanda,
Devran gülde, lâlede, erguvanda,
Tıpkı mâzi gibi... fark sırf çağ farkı...
Dört bir yanda dünün soluğu, sesi,
Geceler bir sırlı doğumla gergin;
Duyup sezdiklerimizden de engin,
Geçmişin baharları gibi rengin
Ufukta tül tül onun emaresi...

Hatıralarımı Yazma
Yine bir duman çöktü sokağa, kent tutuştu
Bütün sığınaklarda seni arıyorum, nerdesin
Aklıma dökülen hatıralar hattında bir yangın
Bir çarpraz ateş başlıyor, newroz diyor birileri
Dün bir demirciydim oysa ben, ufku eritirdim
Bugünse ateş altındayım,
Hatıralarımı yazma
Bir rüya görüyorsun, terlemişsin sırılsıklam
Vurulup düştüğüme inanmak istemiyorsun
Bir kente girişin provası oluyor oysa ölümüm
Reis yok, bir misillemedir bütün hatıralarım
Yalnız yıkık bir duvar var karşıda,
Ve bir kadının cesedi üstünde
Uçuşup duruyor takvim yaprakları
Seni bekliyorum orda, meydan saatinin altında
Bir James Dean filmine gideceğiz gelirsen
Cehennem hızıyla çarparken mutsuzluğun çelik zırhına
Soluk soluğa yaşanacak tüm imkansızlıklar
Boyle olmalıydı ve oldu işte diyecek oğlum
Babamsa bir ağıta benzeyecek, küllerimi avuçlarken
Bütüm köprüleri dinamitledim ve geldim işte
Bir kente girmemiz nasıl gerekiyorsa öyle
Apansız çıkmalısın karşıma
Ki unutulmuş bir haykırış olmalı dünyaya
Seninle her karşılaşmamız
Mağlubuz,
Durmadan kazanan bu hayat
Basit bir üçkağıtçı sadece, bir sahtekar
Beş benzemezle rest çekiyorum
Ama o biliyor bunu ve çekiliyor oyundan
Yokum diyor
Dün bir demirciydim oysa ben, ufku eritirdim
Bugünse ateş altındayım, hatıralarımı yazma
Hatıralarımı yazma,
Tarih sanıyor birileri

Hatıralarından Kaçan Adam
Yaşamak istiyorum
İçinde bulunduğum An-ı
Binbir ışık içinde
Biten güne inat
Başlayan güne karşı...

Bırakın... terkedin beni hatıralar
En çok kendime yakın olmak
Kendi kendimi yaşamak istiyorum
Her şeyden uzak;
Bir dağ çeşmesi sessizliğinde
Özgürlük ve mutluluk içinde
Akmak...

Duymak istemiyorum
İlk göz ağrımın sızılarını,
Dünü unuttum,
Düşünmek yok artık yarını...
Terkedin, terkedin beni hatıralar
Açtım ömrümün kapılarını
Ardına kadar.

Hatıra
Geçsin günler, haftalar,
Aylar, mevsimler, yıllar...
Zaman, sanki bir rüzgar
Ve bir su gibi aksın...
Sen gözlerimde bir renk,
Kulaklarımda bir ses
Ve içimde bir nefes
Olarak kalacaksın…

Geldigin Günün Hatirasi
Sana nasil anlatilir
Sensiz hayatin boşlugu,
Bir zindanin agir agir
Çöker üzerime loşlugu.
Dünya her mihnete bedel
Sen oldugun için güzel
Hayat, hayal, ümit, emel
Senden aliyor hoşlugu.
Ariyorum seni uzak
Bir şehirde sallanarak
Hala geldigin günün bak
Üzerimde sarhoşlugu.

Kuş Hatıraları
Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı.
Kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.

kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.

Yerli malı kullanan
yurdunun üç tarafı denizlerle çevrili
kuru incir üzüm fındık
tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren
kuru üzüm inciri satan
karşılığında
çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan
bir toprağın fertleri...
Biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kırılgan
biraz naif ama hep umutlu...

Özlerdik.
Memleketteki halamızı
ince doğranmış bir dilim pastırmayı
yurttan sesler korosunu
akşam komşuluklarını
radyo tiyatrolarını
sabah ezanını
kalaycıyı bozacıyı
münir nurettin şarkılarını
orhan boran yarışmalarını
kandil gecelerini
duvarlarımızın sarmaşıklarını
bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
okul önü kozhelvalarını
akşam oturmalarını
ve hayatı...

Top oynardık
ip atlar kedi kovalar
taşlarla birbirimizin başını yarar
mahalle savaşları çıkarır
gece olunca da tutar babalamızın elinden
yazlık sinemaya gider
Sadri Alışık Vahi Öz
Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder
Olimpos gazozlar içer
güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
Sıkı çocuklardık.

Hepimizin birer yıldızı vardı
onlara isim takardık
onlar da bize isim takardı
pus ve dumandan önce bu şehrin
geceleri gözkırpan ve isimler takılan yıldızları vardı.

Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
biz kimseden yana değildik.

Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
olmazdı.
Bir değirmendeydik
öğütülen
öğütülürken türküler söyleyen
buğday başaklarına benziyorduk.
Ben
çorbalardan tarhanayı
yemeklerden kurufasulyayı
sigaralardan harmanı
belki bunun için çok sevdim.

Yollar bozuk musluklar bozuk
ziller bozuk paralar bozuk
ama adamlar sağlamdı.

Bu şehrin yıldızları vardı.
Saçlarına kurdelalar takan
çivitle yıkanmış beyaz çoraplarına
leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
gözleri önlerinde
yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
küçük çocukları vardı bu şehrin
bu şehrin yıldızları vardı.

Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayı tutardı.
Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi.
Taksim'den Fatih'e troleybus kalkar
Şişhane'de mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.

Muammer Karaca adına bir tiyatro binası yoktu
bizzat kendisi vardı.

Başımız ağrırdı komşumuz vardı
gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
Çorbamızı umutlarımızı
memleket kadar kalbimizi paylaştığımız komşularımız
vardı.

Geceleri bekçimiz
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
ceperimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
bir araya gelerek çektirebileceğimiz
bir aile fotağrafımız vardı.

Bir sabah bütün iyi şeylerin
Ayvansaray iskelesinden
hayal ülkesine doğru demir alan
bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
aramızdan ayrıldığını gördük.
Sonra Ayvansaray'ın suları çekildiğini yazdı
gazeteler
Süheyla hanımın Raci beyin
Melahat mehveş ablanın
Niko'nun Ercüment efendinin çekildiğini ise
yazmadılar nedense
Ama yok ama yoklar.

Ne harman sigarası kaldı geriye
ne olimpos gazozu
ne Sadri alışık.

Kalan bir tortuydu belki.

Belki kırık bir rüya denizi
belki suya düşürdüğümüz suretimizin
cep aynamıza nüktedan bir yansımasıydı herşey.
Herşey Maltepe sigarasının
her arandığında
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmişti belki de.

belki de biz bir rüya mı görmüştük?

Hadi hepsi yalandı.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmuştum
Ama rüyalarımızın melekleri
ve sofralarımızın daim konukları kuşlar?
Ya onlar?
Onları siz de görmediniz mi?
Sizin de sofranıza konup
rüyalarınıza uğramadılar mı?
Onlar da mı yalandı?

Hâtıralar
Bilmem ki hâtıralar,
Ne istersiniz benden,
Gelir gelmez sonbahar?

Bu kanad çırpış neden?
Cama vuracak ne var
Ey eski hâtıralar

Sanmayın güller açar,
Bülbül değildir öten;
Bu rüzgâr başka rüzgâr

Ne istersiniz benden,
Bilmem ki hâtıralar,
Gelir gelmez sonbahar?

Yaşanmamış Hatıralar
I

Yaşanmamış hatıralar bilirim
Büyülü sonbahar akşamlarında
Bulutlar üstünde su kenarında
Yalnız hayal edilen hatıralar
İşte; en ürpertici nağmelerle
Bizim şarkımızı söyliyen rüzgar
Sen dudağında gülümsemelerle
Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim
Fakat yine bizbize, başbaşayız
Duymasan düşünmesen de; unutma
Bir daha bu anı yaşayamayız.

II

Görülmemiş manzaralar bilirim
Karda, kışta, belki de ilkbaharda
Hür denizlerde, kuytu ormanlarda
Sadece hissedilen manzaralar
Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur
Üşüyorum üşüyorum beni sar
Karanlık başladı, gitme ne olur
İnan değişen manzaralar değil
Kilometreler ayıramadı bizi
Fakat bir gün gelir de birleştirir
Beyaz bir güvercin kanadı bizi

III

Söylenilmemiş mısralar bilirim
Hüzün dolu yağmurlu gecelerde
Alev çalgıların sustuğu yerde
Yalnız, yalnız düşünülen mısralar
Bilinen şeyler huzur içinde
Bilmenin bilinmez bir korkusu var
Bak bütün rüyalarım nur içinde
Çünkü, bugün havasını kokladığın
Denizaşırı bir diyar bilirim
Ve o diyarda seninle beraber
Yaşanmamış hatıralar bilirim

Arzular Ve Hatıralar
Arzular başka sey,
Hatıralar başka.
Güneşi görmeyen şehirde,
Söyle, nasıl yaşanır?

Şiirler

. Eğitim Şiirleri
Erzurum Şiirleri
Gece Şiirleri
Çeşitli Şiirler
Gurbet Şiirleri
Gurur Şiirleri
Günaydin Şiirleri
Güneş Şiirleri
Dertli Şiirler
Duyulmamış Şiirler
AğLatıcı Şiirler
Dokunaklı Şiirler
Can Yakıcı Şiirler
Efkarlı Şiirler
Hayvan Şiirleri
islam Şiirleri
Eğitimle iLgiLi Şiirler
Erkekler için Şiirler
Kadınlar için Şiirler
Fedekarlık Şiirleri
Fransızca Şiirler
Hollandaca Şiirler
Hatıra Şiirler
Havalı Şiirler
uyuz Şiirler
Kocam için Şiirler
Karım için Şiirler
ürkütücü Şiirler
Korkuyla ilgili Şiirler
Muhteşem Şiirler
Eski Şiirler
istanBuL Şiirleri
Neşeli Şiirler
Gıcık Şiirler
izmir Şiirleri
Kahraman Şiirleri
Kin Şiirleri
Güven Verici Şiirler
Geyik Şiirler
Peygamber Şiirleri
Sinir Şiirler
Sıcak Şiirler
Sempatik Şiirler
Kaliteli Şiirler
Küsmek iLe iLgiLi Şiirler
Hayatla iLgiLi Şiirler
Gitme iLe iLgiLi Şiirler
Politika Şiirleri
Kötülükle iLgiLi Şiirler
Küçük Şiirler
Kıymetli Şiirler
Kibar Şiirler
Komik özlü Şiirler
Kardeşlikle iLgiLi Şiirler
Kıl Şiirler
ibretlik Şiirler
içten Şiirler
Savaş Şiirleri
inci Şiirleri
ince Şiirler
itici Şiirler
intihar Şiirleri
intikam Şiirleri
sevinç Şiirleri
ingilizce Şarkı Şiirleri
iğneli Şiirler
Terk Edilme Şiirleri
Şehir Şiirleri
iLahi Şiirler
Manyak Şiirler
Mutluluk Şiirleri
Minik Dualar iLahi Şiirler
Milli Şiirler
Nazarla ilgili Şiirler
Uzun Şiirler
Tanrı Şiirleri
Tarih ŞiirLer
unutulmaz Aşk Şiirleri
Platonik Aşk Şiirleri
Rap Şiirleri
HipHop Şiirleri
Sevimli Şiirler
Sert Şiirler
Sihirli Şiirler
Sevenler için Şiirler
Sevgisizlikle iLgiLi Şiirler
Sıradan Şiirler
özeL Şiirler
özgür Şiirleri
ürpertici Şiirler
ülkücü Şiirleri
Yalan Şiirler
Umut Şiirleri
iyi Şiirler
umut Şiirleri
ufak Şiirler
uğurlu Şiirler
janjanlı Şiirler
Love Şiirler
Kamyon Arkası için Şiirler
Araba Arkası için Şiirler
Motor MotosikLet Arkası için Şiirler
Minibüs Arkası için Şiirler
Şöför Şiirleri
Düşündürücü Şiirler
Zehir Edici Şiirler
Renkli Şiirler
Vefat Edenler için Şiirler
Yararlılar için Şiirler
Babalar Günü Şiirleri
Anneler Günü Şiirleri
SevgiLiLer Günü Şiirleri
23 Nisan Çocuk Bayramı Şiirleri
Barış Şiirleri
Bayrak Şiirleri
Bayram Şiirleri
KandiL Şiirleri

     Tasarım : ZaLim       ŞiirLer

Günün Sözü :

Günün Sözleri:

Sorumluluğunu taşıyacağın fikrin adamı ol. A.Hamdi Tanpınar
 Pek yaş olma sıkılırsın, pek de kuru olma kırılırsın. 


-Gizle-