.

SiirLer

Aşk Şiirleri
Sevgi Şiirleri
Anlamlı Şiirler
Ayrılık Şiirleri
Aldatma Şiirleri
Ata Şiirleri
Atatürk Şiirleri
Ağır ŞiirLer
DuygusaL Şiirler
Etkileyici Şiirler
EspiriLi Şiirler
Komik Şiirler
Romantik Şiirler
Aşkıma Şiirler
Sitem Şiirleri
Nefret Şiirleri
ihanet Şiirleri
ingilizce Şiirler
ingilizce Komik Şiirler
ingilizce Aşk Şiirleri
ingilizce Atatürk Şiirleri
ingilizce ÖzLü Şiirler
iyi Geceler Şiirleri
Özlü ŞiirLer
Özlü Aşk Şiirleri
Özlem Şiirleri
Hasret Şiirleri
Yanlızlık Şiirleri
Damar Şiirler
Sevda Şiirleri
Jilet Şiirler
Delikanlı Şiirler
Harbi Şiirler
Baba Şiirler
Kral Şiirler
Serseri Şiirleri
Ağır Abi Şiirleri
Racon Şiirleri
Mayfa Şiirler
Kurtlar Vadisi Şiirleri
Acı Şiirler
Üzüntülü ŞiirLer
Kapak Şiirler
çocuk şiirleri
Kısa Şiirler
ResimLi Şiirler
Komik Şiirler
Kısa Aşk Şiirleri
Doğa Şiirleri
Anne Şiirleri
Bilinmeyen Şiirler
Sevgiliye Şiirler
Almanca Şiirler
Beşiktaş Şiirleri
FenerBahçe Şiirleri
Galatasaray Şiirleri
Asker Şiirleri
Kısa Çocuk Şiirleri
Atatürk ÇoCuk Şiirleri
doğa sevgisi şiirleri
vatan sevgisi şiirleri
hayvan sevgisi şiirleri
resimli aşk şiirleri
Küfürlü Şiirler
GüzeL Şiirler
nazım hikmet Şiirleri
Mutluluk Şiirleri
Enterasan Şiirler
güzel aşk şiirleri
Yeni Şiirler
Cep Şiirleri
Cumhuriyet Bayramı Şiirleri
Dini Şiirler
islami Şiirler
Dostluk Şiirleri
Hayat Şiirleri
ÖLüm Şiirleri
Özür DiLeme Şiirleri
Manalı Şiirler
Mevlana Şiirleri
Harika Şiirler
Süper Şiirler
Tatlı Şiirler
Evlilik ŞiirLeri
Çocuklarla ilgili Şiirler
Türkü Şiirleri
Türkiye Şiirleri
Spor Şiirleri
ilginç Şiirler
Gecmis Olsun Şiirleri
Farklı Şiirler
Değişik Şiirler
Efsane Şiirler
Unutulmaz Şiirler
Orjinal Şiirler
iltifat Şiirleri
Değerli Şiirler
Hoş Şiirler
AiLe Şiirleri
Hüzünlü Şiirler
Kırgınlık Şiirleri
Bomba Şiirler
Karizma Şiirler
ALLah Şiirleri
Ankara Şiirleri
AntaLya Şiirleri
Araba Şiirleri
teklif Şiirleri
Yabancı Şiirler
Aşkla iLgili Şiirler
Büyüleyici Şiirler
Deniz Şiirleri
Doğum günü Şiirleri
DoLunay Şiirleri
Yıkıcı Şiirler
ZaLim Şiirler
Bebek Şiirleri
Çanakkale Şiirleri
Aşık Edici Şiirler

(¯`'•.¸ ¸.•'´ HayatLa iLgiLi Şiirler & HayatLa iLgiLi Şiirleri •´¯`•.¸¸.•´¯)

 .


reklam


Benim hayatla ilgili bir sorunum var
Benim, hayatla ilgili bir sorunum var
Yaşamak bazen umarsız bir ağrı gibi karnımda
Bazen çıplak tenimde yanan eylül güneşi
Bilmiyorum fark eder miydi; olsaydın yanımda
Sürüklenen felaketimin var mı bir eşi...

Bir anlamı var mı yaşamanın?
Ya da kaç kez sorulmuştur bu soru...
Anlamaya çalışmak hayatı, işte ölümcül korku
Yaşamı olduğu gibi bırakacaksın
Ya da ölümlüler arasına akacaksın

Mutlu olmak istiyorsan,
Söyleyecek bir sözün olmayacak
Ya da bir fikir, kaşımayacak damarlarını acıtarak
İncinmeyeceksin bakışlarından yerkürenin
Ve yalnızlık, semtinden uzak olacak.

Benim hayatla ilgili derdim var
Çünkü hayat, ölüme yaklaştırıyor beni hergün
Gözbebeğimi yiyor bir şey; karanlıktan bile koyu
Oysa başka biri uyuyor tenimin altında
Ve nefret ediyorum kendimden geceler boyu

Eğer yazarken, en erken senin kalemin bitiyorsa
En çok sen ıslanıyorsan kırkikindilerde
En çok sen üşüyorsan temmuzun ortasında
En çok sen yanıyorsan ayazında kışın
Mutlu olamazsın, biliyorsun

ŞİİRLERARASI YOLCULUK

Duygularımıza cemre düştüğü an tohumlar ekmiştik yüreğimize. Soğuk ve durgun geçen dönemde hep hazırdan yediğimizden, kelime hazinemiz tam takırdı. Açlık kapıya dayanmıştı. Üstelik ektiklerimizin hasatına da daha çok zaman vardı.
Doğduğumuz şiirden, harfi, kelimesi altın, doyacağımız büyükşiirlere gitmek gerekiyordu. Nasıl olsa vasfımıza uygun bir dize bulma ihtimali vardı büyükşiirlerde. Dize olmasa, kelime, kelime olmasa hece ile yetinebilirdik. Ne de olsa kıt kanaat okumaya alışmış, asgari harflerle yaşamayı öğrenmiştik.

Duygularımızın uçan halısının havası inmiş lastiklerini şişirip yola koyulduk. Küçük dizelerden oluşan Aşk şiirlerine ulaşmıştık. Rakımı düşük, kelime olamamış heceleri oluşturan harf nüfusunun yoğun olduğu aşk şiirlerinin arasında mola verdik. Harfler ya ş(aşk) ın ya savaş(k) halindeydiler. Acıkmıştık, bir şeyler yemek istedik. Pişmiş aş(k) a su katıldığını gördük. Kokuşmuşluğu tiksinti vericiydi. Sifonu bozuk dörtlüklerin ortasındaki enkazda Tosun eserlerini imzalıyordu hayranlarına. Öfke ile yolculuğumuza devam ettik.

Sürekli göç alarak imla plansız bir şekilde büyümüş şiirlerin içinden geçtik. Ne harfler ne heceler ne de kelimeler bir birleriyle kaynaşmamıştı. Şiire yabancı bir şekilde dizelere yerleşmişlerdi. Bir süre sonra doğdukları şiire kesin dönüş yapacak gibiydiler. Bunlardan türeyen yeni nesil harfler ve heceler ise hangi şiirin duygusuna göre büyüyecekleri kararsızlığının ikilemi içindeydiler.

Varoşları bol şiirlere doğru ilerliyorduk. Meyvesi duygu olan tek bir ağaç yoktu. Bu şiirlerde bütün yük dişi harflerin sırtındaydı. Erkek harfler şiirin ortasında bir dizenin etrafına çöreklenmiş, pişpirik oynuyor, noktalama işaretlerinin ince belli, sırma saçlı, al yazmalı bardaklarla ikram ettiği çayları yudumlayıp, yan gelip yatıyorlardı. İmla hatasına rastlamamış şaşırmıştık. Şiir çıkışında anladık ki, imla yokmuş şiirde.

İrili ufaklı şiirler, dizeler, kelimeler aşarak büyükşiire ulaşmıştık. Yaldızlı ışıklarla parlıyordu büyükşiirin heceleri. Kiminde sakindi, kiminde koşturmaca içindeydi harfler. Hecelerden dışlanmış harfler, şiirin boş alanlarına çadır veya gecekondu kurmuşlardı. Her türlü ihtiyaca cevap verebilecek durumdaydı büyükşiirler. Fast food dizelerden tutun da, işportaya düşmüş ihraç fazlası kelimelere kadar her şey vardı. Her dize kendine uygun olanlara hizmet ediyordu. Lüks dizelere kolay girilemiyordu. Eğer kendi şiirinden gelmiş bir tanıdık veya bir hemşeri kelime elinden tutmuyor, kılavuzluk etmiyorsa büyükşiirlerde barınmak mümkün değil. İşte o zaman anlaşılır ki, büyükşiirlerin harfi hecesi altın değilmiş.

Şiirlerarası hızlı gidilse de şiiriçinde sürat yapmamak gerekiyordu. Kontrolsüz virgüllerden çıkan harfler sağa sola bakmadan dalıyordu dizelere. Her an bir travma riskiyle karşı karşıya kalınabilirdi. Ayrıca her şiirin kendine göre bir özelliği, bir güzelliği vardı. Gerek bunları ve gerekse kelimelerın, dizelerin mimari yapısını, şiirin doğal, kültürel zenginliklerini iyice görmek için Şiiriçinde yaya dolaşmak en güzeli.

Geri dönme zamanı gelmişti. Eli boş dönmek olmaz diye düşünüp, ağlak kelimelere sattığım mendillerden, eksozuna boğulduğum hecelerin camlarını silmekten biriktirdiklerimle kendi şiirime döndüm. Oh be, hecesini, kelimesini sevdiğim canım şiirim, nasıl özlemişim seni.

Yiyip içtiğin senin olsun, okuyup gördüklerini anlat diyenlere “ŞİİRİÇİNDE SÜRAT YAPMAYINIZ, HATTA YAYA DOLAŞINIZ” diyorum.

Kaybolan Hayatlardan Damlalar-1-
Bir zamanlar, küçük bir kasabada, Saffet (Karabacak lakaplı) adında; saf ve temiz yürekli biri yaşıyordu. İri yarı, elinde baston olarak kullandığı kalın bir dal parçası, üzerinde yırtık siyah bir paltosu ve kirden yüzü, sakalı kararmış biri yaşardı. Pek kimseyle konuşmaz ya da konuşmak istemezdi. Askerlikten önce, güreşlerde onun sırtını yere getiren olmamıştı. Bilek güreşlerinde de kimse ona dayanamıyordu. Ne olduysa askerlik dönüşü oldu.

Birgün evleri gece yarısı yanınca anne ve babası öldü. Nedense o gün, Saffet evde yoktu. Kimseye söyleyemedi nerede olduğunu. O günden sonra, ağzını bıçak açmadı. Kendini yargılayıp infaz etmişti sanki. Evlerinin bahçesine konu komşu tek odalı kulübe yaptılar.

Hergün kasabanın dışındaki küçük kulübesinden çıkar, köyün zenginlerinden (ağası diyelim) birinin bahçesine gider, saatlerce çalışırdı. Ağasının çağırmamasına rağmen giderdi. O zamanlar bunun nedenini kimse bilmiyordu. Ya da bilenler vardı da susuyordu. Ağası bir tek onunla ilgilenmez, teşekkür bile etmezdi yaptıklarına. Ama o, yine de giderdi hiç aldırmadan. Orada olmaktan mutluluk duyardı. Önüne bir tas çorba ve bir kuru ekmek verip, gönderirlerdi. Hiç teşekkür eden olmamıştı çalıştığı için. Belki de o, teşekkürü de beklemiyordu.

Bazen bizim evin önünden geçerken ben bir köşeye kaçar, saklanırdım. Elindeki bastonla vurur diye. Annem kapının eşiğine oturmuş olan Karabacağa yiyecek bir şeyler verirdi. Birgün onun bakışlarıyla karşılaştım. Hiçte öyle söyledikleri gibi değildi. Bir kedinin ürkek bakışları vardı gözlerinde. O günden sonra saklanmadım köşelere. Ama yine de tedirgin hissederdim, onu görünce.

Hergün gidip geldiği yolda, yaşlı bir komşusu vardı. Arada bir “oğlum, kendini niye böyle ezdiriyorsun. Değer mi? ” dediyse de aldırmazdı. Arada bir küçük tebessüm eder, geçerdi. Birgün hastalandı. Evine kimse gitmedi. Bir tek yaşlı adam gitti ziyaretine. O giderken bazıları yiyecek bir şeyler gönderirlerdi. Ağası da işleri çoktu herhalde, geçmiş olsuna da gitmedi.

O yıl, şubatın en sert günleri yaşanıyordu. Birgün tipi ve kar herkesi eve mahkûm etti. Üç gün çıkamadılar. Üç gün sonra çıktıklarında Karabacak akıllarına geldi. Yaşlı adama “bir bakıversen, Karabacak ortalıkta görünmüyor”, dediler. Yaşlı adam, kulübeye gittiğinde acı olaya tanık oldu. Evin içi buz gibiydi. Kırık cama yapıştırılan karton yere düşmüş, içeriye tipiyle kar girmişti. Somyanın üzerinde Karabacak, iki büklüm yatıyordu. Yanına yaklaştığında, acı gerçeği gördü. Yaşlı adam donakalmıştı bir süre. Karabacak ölmüştü.çok sevdiği kedisi etlerini koparmıştı açlığında. O, hiç çıkarmadığı paltosunun cebinden; bir mektup, bir de siyah beyaz resim çıktı. O gün anladılar ki, neden hergün oraya gittiğini. Ağanın, kaçıp giden küçük kızı Zeliş’in resmiydi sakladığı ve onun gönderdiği ayrılık mektubuydu, yıllarca cebinde saklayıp da atamadığı.

Cenazesi çok kalabalıktı. Sağlığında yanında olmayanlar, son yolculuğunda hınca hınç doldurmuştu. Belki onun acı ölümü onları etkilemişti. Belki de günahlarından bu yolla arınacaklarını düşündükleri için gelmişlerdi. Ya da son pişmanlıklarını yaşadıkları için gelmişlerdi. O gün ağa bile gelmişti. Bir tek yaşlı adam yoktu. Cenazeden sonra duydular ki o da cenazeye gelirken, kalp krizi geçirip ölmüş.

Hayat bazen böyle küçük, bazense büyük ve derin oyunlar oynuyor. Aslında hayat, hergün derslerle dolu bir okuldur. Kimi zaman insanı olmadığı yerlere götürür. Kimi zamanda olduğu yerden aşağı düşürür. Gelin hayatımızda bugün, bakıp da göremediklerimizi görmeye çalışalım. Onlar gözümüzün önünde yok olmadan… SON…


Hayatlarımızı Attık Kör Bir Kuyuya
Önce
Duygularımızı
Attık
Kör
Bir Kuyuya
Körelttik
Duygularımızı
Sonra
Gözümüzü
Karalttık
Sahip Olma
Hırsına
Sanki
Neye
Ne Kadar
Sahip Olacaksak
Bu
Sabun Köpüğü
Balonlu Dünyada
Derken
Kendimizi Kaybettik
Düştük
Kör Bir Kuyuya
Kör Ettik
Bencilliklerimiz
Yüzünden
Güzellikleri
Gören
Güzel
Gözlerimizi
Atarız
Kör Bir Kuyudan
Yukarıya
Bizi Duymaları İçin
Acı Bir Çığlık
Yanında
Kör Bir Kuyuda
Kör Olmuş
Gözlerimizden
Akan
Nankör
Gözyaşları
İadeli Taahütlü
Yaşanmışlıklarımıza
Gönderilen

Siirlerimdeki sevda
Sair oldum sevginden
Vazgecemem siirlerimden
Yaziyorum gece gündüz
Bahsediyorum hep senden

Dinleyipte duymadinmi?
Duydunda anlamadinmi?
Merak ettim söylermisin
Bu bana bir numarami?

Yoksa sormazdin kime diye
Söyliyemiyecegimi bile bile
Duymakmi istiyordun benden
Seviyorum seni ölesiye

Bilmem,daha ne söyliyeyim
Yetmiyormu ki siirlerim
Dinle bir daha dinle
Siirlerimde söyliyeciklerim

Yok benim senden baska
Sevdigim inan bana
Belkide inanmiyacaksin
O sensin,siirlerimdeki sevda

Şiirler

. Eğitim Şiirleri
Erzurum Şiirleri
Gece Şiirleri
Çeşitli Şiirler
Gurbet Şiirleri
Gurur Şiirleri
Günaydin Şiirleri
Güneş Şiirleri
Dertli Şiirler
Duyulmamış Şiirler
AğLatıcı Şiirler
Dokunaklı Şiirler
Can Yakıcı Şiirler
Efkarlı Şiirler
Hayvan Şiirleri
islam Şiirleri
Eğitimle iLgiLi Şiirler
Erkekler için Şiirler
Kadınlar için Şiirler
Fedekarlık Şiirleri
Fransızca Şiirler
Hollandaca Şiirler
Hatıra Şiirler
Havalı Şiirler
uyuz Şiirler
Kocam için Şiirler
Karım için Şiirler
ürkütücü Şiirler
Korkuyla ilgili Şiirler
Muhteşem Şiirler
Eski Şiirler
istanBuL Şiirleri
Neşeli Şiirler
Gıcık Şiirler
izmir Şiirleri
Kahraman Şiirleri
Kin Şiirleri
Güven Verici Şiirler
Geyik Şiirler
Peygamber Şiirleri
Sinir Şiirler
Sıcak Şiirler
Sempatik Şiirler
Kaliteli Şiirler
Küsmek iLe iLgiLi Şiirler
Hayatla iLgiLi Şiirler
Gitme iLe iLgiLi Şiirler
Politika Şiirleri
Kötülükle iLgiLi Şiirler
Küçük Şiirler
Kıymetli Şiirler
Kibar Şiirler
Komik özlü Şiirler
Kardeşlikle iLgiLi Şiirler
Kıl Şiirler
ibretlik Şiirler
içten Şiirler
Savaş Şiirleri
inci Şiirleri
ince Şiirler
itici Şiirler
intihar Şiirleri
intikam Şiirleri
sevinç Şiirleri
ingilizce Şarkı Şiirleri
iğneli Şiirler
Terk Edilme Şiirleri
Şehir Şiirleri
iLahi Şiirler
Manyak Şiirler
Mutluluk Şiirleri
Minik Dualar iLahi Şiirler
Milli Şiirler
Nazarla ilgili Şiirler
Uzun Şiirler
Tanrı Şiirleri
Tarih ŞiirLer
unutulmaz Aşk Şiirleri
Platonik Aşk Şiirleri
Rap Şiirleri
HipHop Şiirleri
Sevimli Şiirler
Sert Şiirler
Sihirli Şiirler
Sevenler için Şiirler
Sevgisizlikle iLgiLi Şiirler
Sıradan Şiirler
özeL Şiirler
özgür Şiirleri
ürpertici Şiirler
ülkücü Şiirleri
Yalan Şiirler
Umut Şiirleri
iyi Şiirler
umut Şiirleri
ufak Şiirler
uğurlu Şiirler
janjanlı Şiirler
Love Şiirler
Kamyon Arkası için Şiirler
Araba Arkası için Şiirler
Motor MotosikLet Arkası için Şiirler
Minibüs Arkası için Şiirler
Şöför Şiirleri
Düşündürücü Şiirler
Zehir Edici Şiirler
Renkli Şiirler
Vefat Edenler için Şiirler
Yararlılar için Şiirler
Babalar Günü Şiirleri
Anneler Günü Şiirleri
SevgiLiLer Günü Şiirleri
23 Nisan Çocuk Bayramı Şiirleri
Barış Şiirleri
Bayrak Şiirleri
Bayram Şiirleri
KandiL Şiirleri

     Tasarım : ZaLim       ŞiirLer

Günün Sözü :

Günün Sözleri:

 Yan yatan da, yer bir ekmek çamura batanda.  
Ohh...Yine yağmur yağıyor, Neyi ıslatmak istiyor acaba? Bahçe desen, Islak... Cadde desen, Islak... Islatmak istediği gözlerimse eğer, Boşver be yağmur, Onlar zaten ISLAK......


-Gizle-