|
.
reklam
Burada birbirinden güzel şiirler derledik.. Bu şiir kategorisindeki sizler için seçtiğimiz en güzel şiirlerin listesi:
reklam
Yalanmış
Necati Keçeli
Aşkınla ölürüm, derdin hep bana
Sevdanı anlatan sözler yalanmış
Hani, mutluluklar verirdim sana
Benimle verdiğin pozlar yalanmış
Gözlerin, gözüme hani dost idi
O can, yollarıma hani post idi
Bensizlik ölüme bedel kast idi
Bakınca kızaran yüzler yalanmış
Benimle yaşardın bahar, yaz gibi
Sarılır öperdin gelin, kız gibi
Ayrılık çalarsın şimdi saz gibi
Öpünce aldığın hazlar yalanmış
Saçlarına gonca güller takardın
Dualar ederde, mumlar yakardın
Sen bu ayrılığı nerden çıkardın
Gözlerime bakan gözler yalanmış
Direnir zamana karşı koyardın
Ayları tutarda günleri sayardın
Şeytanla birleşir gözümü boyardın
Yaşadığın bahar, yazlar yalanmış
Ayrılık deyince düşerdin derde
Set çeker aşkıma olurdun perde
Meğerki beklermiş gönlün siperde
Cilveli cilveli nazlar yalanmış
Plaklar susmazdı, çalardı şarkın
Suyumu kesildi aşk denen çarkın
Anladım ki yokmuş zalimden farkın
Kalbindeki ateş, közler yalanmış
Ten Susturur Ayazı
Işın Ergüney
Gönül yanlışlarının matem turlarında
Tütsü kokusu sarar sevda esaretlerini
Düşer faslı eftelya serpil umutlara
Köşede afroz keser yekte bıçkını küheylan
Galataya karşı serper umutlarını seher
Derinden bir nağmeye bürünür sevda
Vakit yıldız kaymalarına dem tutuşundayken
Keramet sanar gölge oynaşmalarını haspa
İlk defa gülüştü sabahla rüzgar
Kağıttan helvalar dizildi dünden güne
Döküldü hatıralar Leica öbeklerinden
Ömür enstantanelerinde sarıldı siyahla beyaz
Merdiven aralığına sinik tahayyüller
Suslarında kahpe soylu bir geceyi siler
İhtimal vaki insel nağmelerinde tazenin
Aşk yanar kaminetosunda
Düşselinde ten susturur ayazı
Tuz Kadar Nefret
Celalettin Uçar
Bilmeden içine darlık verdimse,
Vedamı özrüme sayıver gitsin.
Sevmek sevdiğini mutlu görmekse,
Ey gönlüm; bu aşktan cayıver gitsin!
Aşkınla yüz yürek kavrula dursun,
Dilerim kahrınla can verip ölsün!
Kalbinde tuz kadar bir yerim olsun,
Adıma 'nefretim' deyiver gitsin!
Gel...
Necati Keçeli
Hasret diyarında yanarken böyle
Yüregim harlanıp yakılmadan gel
Tükenirken ömür, günlerle, ayla
Bedenim toprağa, sokulmadan gel
Kandırmasın seni hasret matemi
Boğmasın sevdamı gözlerin nemi
Gönlümde eserken aşkın meltemi
Yelkeni düşürüp, yıkılmadan gel
Kerbelâ olsada, kuzeyde göller
Türkümüzü çalsın sazdaki teller
Gönül bahçesinde açmışken güller
Dalında kuruyup, dökülmeden gel
Her aşkın çizgisi incedir ince
İsmin dolanırken, dilimde hece
Karanlık basınca tenha bir gece
Eşine, dostuna, takılmadan gel
Keşişlemeden gel çekeyim nefes
İmbat rüzgârı ol, bedenimde es
Yeşermişken gönül gözümde heves
Boynum iki yana, bükülmeden gel
Necati diyor ki! Kapılar açık
Çekinme yavaşça merdivenden çık
Eğer hakkın ise bir Beyaz duvak
Giy gelinliğini sıkılmadan gel
Seni Seviyorum
Serkan Bektaş
Dilimin ucunda tamamlanması zor olan bir cümle
Gecenin bir yarısı aynı tekrarlayış
Fakat bitmeyen bir son ve yine aynı hasret
Söyleyemediğim şey altı hece:
Seni seviyorum ...
\
a hard sentence to finish in my mouth
the same repeat at deadnight
but an ending that doesn't end, and the same longing
what i cannot say is three words:
i love you..
Çünkü Sen ! ...
Ceyda Arslan
***Gönül yarasının, bir başka çiviyle iyileşmeyeceğini
bilen bir yürekten "S" ana.. ***
Hayatının geri kalan kısmını seninle geçirmeye
İçinden defalarca kez "evet" demiş,
Kalan kısacık ömrü boyunca ne senin gölgen olarak
ardında,
Ne engelin olarak önünde,
Seninle aynı yolda ve daima yanında olmaya and içmiş
birinin
Yaşama sebebi olacaksın sen...
Atla da gel atına...
Uğruna,
"aşk" her kapısını çaldığında yüreğinin,
En içinde bir yerlerde
Aklının, doğru insanın sen olduğuna,
Kalbinin senin bir gün mutlaka gelecek olduğuna dair
inancını
Asla kaybetmediği,
Ve her düştüğünde,
Mıh gibi gizlediği kadife kutularında saklı seni
çıkartarak,
Sarılarak bunca özlemle,
Seni bekleyen bir kadının, ilk kez doğan güneşi
olacaksın sen..
Atla da gel atına..
Yürüdüğü o uzun sahil yollarında,
Dalgaların ismini çarptığını duyarken kayalara,
Tüm kalbiyle seni dileyen bir yüreğin,
Nicedir kimselerin tutmasına izin vermediği,
Elini tutan ve ona aşkı sil baştan öğreten olacaksın
sen...
Sabahları uyandığında senden çok önce merhaba demiş
olarak güne,
Sana kahvaltılar hazırlayan tüm içtenliği ile,
Seni içine sığdıramayacak kadar çok seven bir kadının,
Erkeği olacaksın sen..
Çünkü sen,
Hastalandığında başında bekleyecek kadar gecelerce,
Şefkati ile,
Başarılarında,
Gurur duyarak alkışlarıyla ardında,
İşe giderken bile,
her tür kötülükten korunman için dualarıyla,
Üzüldüğün anlarda,
Her istediğinde, basını yaslayabileceğin bir omuzda,
...BEKLENENSİN...
Ve sen sevgili,
Kalbinin bir köşesindeki yaralar yüzünden nice zamandır
aşka küsmüş,
Ruhunun bir kıyısı bu yüzden hep bakir kalmış birinin,
Sırlarını, Sınırlarını ilk keşfeden olabilmen için,
Bir şehrin bir köşesinde bir kalbin DİLEDİĞİSİN..
Hazırsan bu denli sevilmeye,
ATLA DA GEL ATINA....
Seni Bekliyorum Ben....
Zaman
Sedat Gez
Her karanlığa bir ışık oldun,
Benim içimi kararttın.
Ruhu besledin
İnsanı var ettin, yok ettin
Bir öncesine geçmiş, bir sonrasına gelecek dedin
‘An’ını yaşa derken bile yalan söyledin
Her duyguyu tattırdın
Hüzün bahçesinde yeşerdin
Mutluluk ağacını kuruttun
Hep vardın, hiç yoktun
Yaratıldığında belirsizdin
Gün geldi hiç geçmedin
Gün geldi hiç yetmedin
İhtiyacım var sana
Bu kez benim için aksan
Akarken geleceğe yoluma ışık olsan
Yaşadığım duyguların kararını verip
Beni bu yükten kurtarsan
Ah zaman..!
Bir kalem olsan, çizip atsan
Ne geçmişim olsan, ne geleceğim olsan
Keşke bir anda yok olsan...
Seni Seviyorum
Mustafa Çetiner
Sen darbe vurdukça inleyip yanan
Can`a inat Seni Seviyorum ben.
Kızınca adını sitemle anan
Bana inat Seni Seviyorum ben.
Sen oldun yıllarca bana hor bakan
Aşkındı gönlümü bin defa yakan
Yaşlarla birlikte gözümden akan
Kan`a inat Seni Seviyorum ben.
Ben sabreden oldum sen`se hep bıkan
Bilmiyorum seni ne idi sıkan
Gönlümdeki aşk`a hep karşı çıkan
Yan`a inat Seni Seviyorum ben.
Ben oldum ateşten gömleği giyen
Hep bendim felekden tokadı yiyen
Seni hiçbir zaman sevmedim diyen
Sana inat Seni Seviyorum ben
Ölü Çiçek Ağzı
Kubilay Yıldız
çocukluğunun ayakları koynunda, bir yitimin
haritasıdır...
/vazgeçilmelerim
bir ölüm etmese de
bir ömür eder/
kör kırlangıçla dost olduğum zamanlardı
ben ona maviyi öğrettim
o bana yeni bir atlas biçti
yeni ülkeler, son bahar yaprağından
o geceye kadar o şehir çıplak ayaklı çöpçü görmemişti
harabelerin hepsi veremli bir tirada çekildi
metal sözcüklerini toprağa gömerek
/şiir yağmasında inlemeli/
çocuktum
ağzım çilek kokardı
ta ki gündüzler
öte kadınlar gibi solana kadar
ağzımda siyah bir zeytin çekirdeği gibi taşırım
ay’ı
güneş yürekliyse dilimi mühürlesin
gecesi kolay çocukluğun!
/kaldırım artıklarından yeni yaşamlar devşiririm/
deniz minarelerinden kolye yapmayı bıraktığımda
terk edildiğim o şehirler gibi
kimseyi uyandırmayacak
uyuyan uzaklaşmalardan
hasmım ada
esirleri ile nefes alıyor
bir kenti bitkiselleştiren onlardır
mendirekler, dar sokaklar emziklisiyim
adım sokak tavanına asılı
yüksek topuklu bir fahişeyi içimde saklamam hep bundan
ruhumun yelkeninde
özgürlük satılık değildir yazılı
/cam önlerinden sardunyalar kalktıysa
o sokak ölmüş demektir/
hiç bir şey beslenmez dönecek olana
gün dönümü/ yarım ölüm
düşümü kurutur
kanlı mızrak uçlu dönüşler
yitim gelmiştir
öpüşmenin eşiğinden çağırır beni
/bana dirsek sıyrıkları bırak/
geçer çöl saksımdan
balık ölüleri ve renkler içinde
geceler
bir öpücük
gecelerin olan
benim olmayan
sürekli bir şeyler geçer
dünyalar
kentler
sokaklar
bir çocuk atar derin beyazlığıma
siyah balıkları
içime bakarım
içim derin kuyu
bilgeliğini yitirmiş üzünç anıtı
içim ölmüş çiçek ağzı |