.

SiirLer

Aşk Şiirleri
Sevgi Şiirleri
Anlamlı Şiirler
Ayrılık Şiirleri
Aldatma Şiirleri
Ata Şiirleri
Atatürk Şiirleri
Ağır ŞiirLer
DuygusaL Şiirler
Etkileyici Şiirler
EspiriLi Şiirler
Komik Şiirler
Romantik Şiirler
Aşkıma Şiirler
Sitem Şiirleri
Nefret Şiirleri
ihanet Şiirleri
ingilizce Şiirler
ingilizce Komik Şiirler
ingilizce Aşk Şiirleri
ingilizce Atatürk Şiirleri
ingilizce ÖzLü Şiirler
iyi Geceler Şiirleri
Özlü ŞiirLer
Özlü Aşk Şiirleri
Özlem Şiirleri
Hasret Şiirleri
Yanlızlık Şiirleri
Damar Şiirler
Sevda Şiirleri
Jilet Şiirler
Delikanlı Şiirler
Harbi Şiirler
Baba Şiirler
Kral Şiirler
Serseri Şiirleri
Ağır Abi Şiirleri
Racon Şiirleri
Mayfa Şiirler
Kurtlar Vadisi Şiirleri
Acı Şiirler
Üzüntülü ŞiirLer
Kapak Şiirler
çocuk şiirleri
Kısa Şiirler
ResimLi Şiirler
Komik Şiirler
Kısa Aşk Şiirleri
Doğa Şiirleri
Anne Şiirleri
Bilinmeyen Şiirler
Sevgiliye Şiirler
Almanca Şiirler
Beşiktaş Şiirleri
FenerBahçe Şiirleri
Galatasaray Şiirleri
Asker Şiirleri
Kısa Çocuk Şiirleri
Atatürk ÇoCuk Şiirleri
doğa sevgisi şiirleri
vatan sevgisi şiirleri
hayvan sevgisi şiirleri
resimli aşk şiirleri
Küfürlü Şiirler
GüzeL Şiirler
nazım hikmet Şiirleri
Mutluluk Şiirleri
Enterasan Şiirler
güzel aşk şiirleri
Yeni Şiirler
Cep Şiirleri
Cumhuriyet Bayramı Şiirleri
Dini Şiirler
islami Şiirler
Dostluk Şiirleri
Hayat Şiirleri
ÖLüm Şiirleri
Özür DiLeme Şiirleri
Manalı Şiirler
Mevlana Şiirleri
Harika Şiirler
Süper Şiirler
Tatlı Şiirler
Evlilik ŞiirLeri
Çocuklarla ilgili Şiirler
Türkü Şiirleri
Türkiye Şiirleri
Spor Şiirleri
ilginç Şiirler
Gecmis Olsun Şiirleri
Farklı Şiirler
Değişik Şiirler
Efsane Şiirler
Unutulmaz Şiirler
Orjinal Şiirler
iltifat Şiirleri
Değerli Şiirler
Hoş Şiirler
AiLe Şiirleri
Hüzünlü Şiirler
Kırgınlık Şiirleri
Bomba Şiirler
Karizma Şiirler
ALLah Şiirleri
Ankara Şiirleri
AntaLya Şiirleri
Araba Şiirleri
teklif Şiirleri
Yabancı Şiirler
Aşkla iLgili Şiirler
Büyüleyici Şiirler
Deniz Şiirleri
Doğum günü Şiirleri
DoLunay Şiirleri
Yıkıcı Şiirler
ZaLim Şiirler
Bebek Şiirleri
Çanakkale Şiirleri
Aşık Edici Şiirler

(¯`'•.¸ ¸.•'´ KraL Şiirler & KraL Şiirleri •´¯`•.¸¸.•´¯)

 .


reklam


An Gelir


An gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür.

Şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölü.

An gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür.

Son umut kırılmıştır
Kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar Sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî Süleyman ölür.

Görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır patlar
an gelir

Hep ertelenen bir an hiç yaşanmamaya mahkumdur.
Düşlerin bekleyişini yalnızca bir hüsran karşılayacaktır.
Mevsimleri sayarsak ömür baharsız tükenir gider.
Sevdiğimizi bulmak yada bulduğumuzu sevmek tercihi,
en zor olan iki seçenektir bu sınavda.
Boşuna akan ırmaklar mı var yüreğimizde.
Sebepsiz mi coşkun bir denizde maviye hasretliğimiz?
Ufukta görünen o ki mutluluk tek kişiliktir aslında.
Karşımızdakinin çabasına ihtiyacı yoktur mutluluğun.
Aşkında sevdiğin kadar büyüktür.
Sevdiğin sürece meydan okur dünyaya.
Hasretle beklenen gelmez hiçbir zaman, bu hasreti yalnız tüketirsin.
Karşılık bulmuyorsa sevda,umut değil,kendini hükümdar sanan köleler üretir dönemezsin.
Ama boşa geçmemiştir dolan vakit.
Heba olan şiirlerin de değildir.
Türkülerin diliyle yas tuttuğun geceler,sırdaşlığını hiç terk etmez.
Kıymetini bilmediğin kır çiçekleri yeniden açar,o gül solarken.
Ayrılanlar yıllar geçse de üstünden hep aynı acıyı çeker.
Ama yollar hiç bitmez.
Sonuna geldiğini zannettiğin yerler birer duraktır aslında.
Ve sen yolculuğunu gönüllü bitirmişsindir o durakta.
Güneş hep geç kalırmış gibi gelir,sen bir baharda mevsimler başka havada.
Gerçeklerle düşler yerini kaybeder.
Bir tek o kalır yüreğinden hiç gitmeyen.
Aynı bakışlı resmine saatlerce dalışın kalır,sevdanın tutsaklığında acılarını dindirmeyen…
Şöyle dimdik durup rüzgara karşı ”EY HAYAT SEN ŞAVKLI SULARDA BİR DOLUNAYSIN,ASLINDA YOKUM BEN BU OYUNDA,ÖMRÜM BENİ YOK SAYSIN.”diyerek çekip gitmek gelir aklına.
Bedeninizin parçalanması hiç umurunda değildir ama sevdiği uğruna ölenlerden olmak istemezsin.
Çünkü yalnız yaşarken bir ihtimal daha vardır.
Belki ölüme değil ama onun hayatına geç kalmışsındır.
Uzaktır,öyle kalacaktır belki.
Hep bir umutla beklenirken sevda habercisi,yüreğini teselli etmek de sana düşer.
Her şeye rağmen korkutmasın seni bu sevdanın ateşi.
Her yangın önce başladığı yeri yakar.
Sana küçük kendime büyük gelen yüreğimde,yıllar geçse de
SENİN ADIN YAZAR.
Ve bil ki sevdiğim,uslanmaz ruhum yaşadıkça
SENİ SEVER, SENİ SEVDİKÇE YAŞAR…

CAN DÜNDAR.....


Hiç Bir insani unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda
kaldin mi hiç?
Hani ölmüs gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi,
her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip
ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi.
Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek ,
ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana,
ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemigini yakarcasina özlemek...
çok kötü degil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu isitememek ,
artik sonunun "Pi" hali degil mi?
Biliyorsun degil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayistir o,
kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye düsünmek,
belki su an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir
yerde demek,
belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar
yasamak
ne zordur degil mi?
Ne kadar eritir insani farketmeden.
Sende biliyorsun degil mi bunlari.?
Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu
hiç?
Hiç iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina.
Güzel bir kafe kesfettiginde,
güzel bir film seyrettiginde,
güzel bir sarki dinlediginde
güzellikleri oraninda eksik kaldiklarini hissettin mi
paylasamadigin
için
onunla.
Bir barin kalabaliginda hiç yarim vücudunla sallandin
mi ortada?
Hiç iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi?
Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün
oldu mu hiç?
Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan
nefret edemedigin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu bacagini kesen bir
insanin yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar
oldu mu hiç?
Hayatta inandigin bütün degerlerini altüst eden
birisine ask siirleri
yazabildin mi?
Onu içinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde aglayan çocuga umut sarkilari söyleyemedigin,
özlemini,
susuzlugunu,
açligini gideremedigin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasini gördügün
ama merhem olamadigin zamanlar.
Gücünün,
hani o tanrisal gücünün
bir çocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu
gördügün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç....
Hiiç...
hiç...
bir hiç...

CAN DÜNDAR

Yine Sana Sensizliği Anlatıyorum

İçimi içime sığdıramıyorum,
Yine geceleri uyuyamıyorum sen gideli.
Unuturum diyordum,
Ama onu da yapamıyorum,
Yine sensizliği anlatmaya çalışıyorum sana...
Geceleri yanliz yatağımda yatarken,
Düşlerime dalıp dalıp seni hatırlıyorum,
Beraber yıldızları saydığımızı,
Günesin batisini izlediğimizi.
Çok özlüyorum o günleri,
Gözümün içine bakıp da,
Seni seviyorum demeni.
Şimdi ise, yalnızlığın acısı yüreğimde,
Sensizliği anlatıyorum sana yine...
Şarkimizi dinliyorum her gece,
ve gözlerim doluyor seni düşündükçe,
Ağlamaya çalışıyorum,
Ama göz yaslarım bir türlü akmıyor,
İçten, kalpten ağlıyorum ya,
O bana yetiyor...
Hayatim karardı birden, sen gideli,
Gözüm görmüyor artik dünyadaki tüm güzellikleri,
Zaten görmek istemiyorum da,
Sen olmayınca hayatımda...
Gözlerim dalıyor, dalıyorum taaa uzaklara
Yine sensizliği anlatmaya çalışıyorum sana...
İçim daralıyor sen gideli,
Gör, ne hallere düşürdün beni.
Bana değil, kendine cevap ver lütfen,
Bütün bunlar değirmiydi...?
Yalnızlık çöktü üstüme,
Yoruldum, soluğum kesildi,
Karanlıklar içinde bıraktın gittin beni,
Yine günesin dogmasını bekliyorum,
Doğmayacak biliyorum,
Yine sana, sensizliği anlatıyorum...

Olur mu Yağmur şiir olsa
Damlalar söz..
Seni anlatsam
denizler kadar

Sen dert olsan
tatlı,tatlı
Ben deva olsam
şifalı merhem
Yumuşacık sürsen tenine

Yıldızlar gözlerim olsa
sana kırpsam binlerce
Ay ışığı ellerim olsa
saçlarına dokunsam

Güneş olsa yüreğim
her sabah sana doğsam
Pencerenden süzülüp
yanı başına kıvrılsam

Yatağında yastık olsam
başını koysan omzuma
Fırtınalı gecelerde
sıkıca bana sarılsan

Dilinde şarkı olsam
her gün beni söylesen
Yanağında gamze olsam
senden hiç ayrılmasam

Elbisende kumaş olsam
ince belini sarsam
Yakanda çiçek olsam
seni doya,doya koklasam

Sen benim olsan
ben senin herşeyin..
Dudaklarında buse olsam
hiç bir zaman solmasan

Olur mu..

.
MURAT DİNLİK


Her Şey Senin İçin

Birkaç defter dolusu hayat
Sölenemeyen,kaçak duyguların bekçisi
Kaldırım kenarı insanları
Apartman insanları
Çocuklar,kadınlar.analar......
Zamanın geçmişliğinde aranan yaşamlar
Beklediği treni kaçıran yolcu
(tren garında onun hayata yolculuğu)
Bir valiz dolusu yaşanmışlık
Ve bir yürek dolusu yaşanmamışlık
Bu umuda yoculuk
Hadi topla umutlarını
Odandaki kitapları,taşları
Siyah-beyaz kartları
Hatıraları........
Hadi topla kendini
Dağıttığın, savurduğun
Bütün ağırlığını topla hayatın
Omzunda taşıdığın hüzünleri
Yüreğindeki kimsesiz sevgileri
Yeniden başlamak için
Yeniden sevmek için
Topla kendini-sevgini
Sevgiliye vermek için.

Tuhaf Bir Gün

Bugün günlerden tuhaf bir gün.
Güneş ölü bir kalorifer gibi,
Dokunsam donacağım
Mevsim karışmış,
Aylardan Ağustos.
Kar yağıyor siyah siyah
Kaynayan denizlere.
Denizler boş,
Gemiler demir atmış caddelere.
Gökyüzü boş,
Uçaklar ard arda caddelerde taksicilik yapıyor
Kayısı ağacında kırmızı bir elma.
Gökdelenler kuş yuvası.., kükreyen kuşlara.
Bende bu şiiri yazıyorum, şiir tuhaf, gün tuhaf, ben tuhafım.
Tuhaf demek de tuhaf.
Ondan da öte bu gün,
Ondan da öte bu şiir,
Ondan da öte,
Ondan da,
Ondan,
On
9.8.7.6.5 tekrar başlıyor tuhaflıklar, saçmalıklar 1.2.3,
Sahibine attığı kemiği getirmesini emreden;
Kravatlı konuşan köpekler.
Kedileri kovalayan kırmızı fareler.
Camilerde ezan okuyan papazlar,
Kiliseler de günah çıkaran imamlar.
Sokakta top oynayan 80lik nineler,
Erkek istemeye giden kız evi.
Havada bulut yok, yağmur yağıyor altın çöp kutularına.
Kaldırımlar yürüyor insanların üzerinde.
Yeşilde duruyor, sarıda hazırlanıyor, kırmızıda geçiyor ama(KÖR) şoförler.
Saat da ters dönüyor güne uymak için,
Ve bitmeyen saçmalıklar bugünde
Saçmalıklar ler lar ler lar
Of Allahım of çıldıracağım,
Ve ardında sessiz bir ses uyanıyorum.
Neyse rüyaymış be ,uyandım ki yatak üstümde,
Kalktım pencereden baktım.
Ay sokağa inmiş insanlar uçuyor üstünde,
Ben uçuyorum.
Neyse seviniyorum,
Her şey uyanıkken gördüğüm bir rüyaymış
Ama ne rüya

Gençlik

Başladı sonu kederli hayat yolculuğu
Kandırmasın seni geçiçi gençlik sarhoşluğu
Gençlik güzel bide olmasa sonu
Ama her güzel şey uğramaz mı yolun sonuna

Sen küçükken sanırsın hayat ne güzel
Anlarsın ki gençlikte yanılmışsın çok sefer
Yaşlılıkta ise bakarsın ki hayatın olmuş keder
Hayat bu gösterir zamanla doğruları

Gençlik içi sır dolu kilitli kutu
O seninken içi dolu altın sanır alırsın
Hep ......ürmek istersin yanında
Ama o seni bırakır yolun sonunda
Anlarsınki yaşlılıkta gençlik sırrını
Gençlik yaşamakmış boşa

AHMET DURMAN



Yetim Çocuk

Zamanların çarkında küçülen ve sönen yıllar
Sislerin perdesinde kaybolan ve solan yıllar
Hatıralarım da hep yer edinen acı sahneler
Mahzun ve mazlum duruşuyla zihnimin duvarına yapışan

Ne zaman, nerde görsem mahzundu
Herkes şad, o ise durgundu
Meçhullere yüzen sala benziyordu
Babasını yitirmişti küçük yaşında bu çocuk

Bir anacığı vardı, birde gelinlik çağında ablası
Anacığını, ablasını hasret demleri ile kaynatarak
Küçük göz oda ve bir avuç toprağından koparak
Gurbetin yapraklarıyla İstanbul'un ensesine kapanarak
Sancıların terleriyle yoğrulmuş,
Elleri ve alnı nasırlı olan.
Maişet temininin gayretiyle köşelere sığınmış yetim çocuk

Kimi yerde boynunda şeker kutusu çıngıraklı
Dolaşırdı sokaklarca: "şekerci keskin naneli, şekerci "
Kimi yerde ayaklı tezgah: simit - poça satar dururdu
İstanbul'da kimseleri yoktu, kimsesizliğe gömülmüş
Kaldığı yer ise nem kokulu,
Duvarı yosunlu bekar odasıydı.

Öksüz çocuk ellerini kafasına sıkıştırmış
Saatlerce öylece durup saklanırdı kendinden
Duman... duman üstünde efkarlı duruşu
Boynu bükük ve ürkek bakışlarıyla inilticiydi

Öksüz çocuk gözleri İstanbul aynasında yağmurluydu
Dertlerin kabuğunda bedenini sarsarak ağlardı
Hayatın ağırlığını taşımaya çalışan çocuk azimliydi de
Daha delikanlılığın baharında... on yedi yaşında olan çocuk

Sılanın bağrında tam ondurt ay olmuştu
Hicranın çilesi yüreğini kanatmaya başlamıştı
Anacığının ve ablasının özlemleri kanatlanmış
Uykusunu bölen rüyalardan sonra kalbine inmişti
Gurbet hapsinden koparak dönüşe karar verdi
Kurban bayramına da sayılı günler kalmıştı

Akşamın ılık serinliğinde sokaklarca süzüldü
Cebinde parası, hülyaların kıskacında dalıp durdu
Bir gün sonra köyümün gözlerimde bulutluğu dağılacak
Birkaç gün sonra tarlamızın başında bulunacak
Birkaç yıl sonra askere uğurlanacak
Ondan sonraki yıllarda evlenecek
Ondan sonra... Daha sonra, diye düşünüp duruyordu
Fakat Rabbimizin kader defterinden habersiz
Biraz sonra ruhunu uçuracak sonundan habersiz

Karanlığın içinde iki çift yırtıcı gözler izinde
Takip ederler insana benzeyen eşkıyalar
Loş ışığın altında önünü kestiler öksüz çocuğun
"Para, parayı ver çabuk "... Çıkar haydi
Öksüz çocuk irkildi, gözleri büyüdü ve haykırdı
"Hayır, vermem paramla memleketime gideceğim"
Eşkıyanın suratsızlığına patlayan yumruk
Ve... Diğer hain keskin bıçağı sapladı. Yetimin kalbine
Çocuk kesik " hı " diyebildi. Oracıkta yere kapaklandı
Eşkıyalar ise karanlığın bağrında uzaklaşmıştı
Kurban bayramına yakın, üç kuruş için kurban edilmişti...

Her yağmurda

Yağan her yağmurda
Soyunurum geçmişimi ,
Takınıp özlemini her damlada,
İçime dolan toprak kokusunu
Nefesindir diye solurum.
Yeniden çimlenir
İçimde bir tohum.
Yırtılır kabuğu,
Başka bir bahçede
Adını bilmediğim çiçek olurum.
Yağmurda yıkanan sokaklar gibi
Temizlenir içim
Her damlada.
Çöker tortusu acıların,
Yokluğunu unuturum.

İnce bir keman teli
Titrer içimde
Her yağmurda
Ve sevginle.
Nağmesinde,
Son durağım gözlerini,
Tenimde çiçekler açtıran
Ellerini bulurum.

Her yağmurda
Aşık olurum yeni baştan
Yine sana.
Senden sana gider gelir,
Yalnız sende dururum.
Mecburiyetim olursun
Yağan her yağmurda,
İstese de
Başka yüzler göstermez
Yelkovanım,
Pili biter saatimin,
Durur zamanlar,
Baştan ayağa “sen” olurum.

Yine De Biliyorsun Öyle Mi?

Senki bilmiyorsun hangi yağmurlarda ıslandığımı
Hangi girdaplarda yasadığımı
Hangi bulutların gözlerime yağdığını
Yüreğimin hangi gecelerde ağladığını
İsyanlarımın sebebini de anlayamazsın benim yaşadıklarımı yasamadan
Aniden içimde kopan fırtınalarıda

Senki tatmamışsın karanlığı
Benide karanlık bulursun
Bilemezsin en koyu karanlıklarda bile renklerin dans ettiğini
Yada tüm lambaların
Tek bir karanlığı aydınlatmada yetersiz kaldığını
Bilirmisin kağıda akseden her kelimenin yürek olduğunu
Ve yanan her sayfanın senden ......ürdüklerini
Eksilerin doruğa ulaşıp
Artıların yerinde saydığını

Demek ne düşündüğümü biliyorsun öylemi
Ben bile ne düşündüğümü bilmezken
Sana yüreğimi açmamışken
Henüz dostum olmayı hak etmemişken
Ben ki daha yangınlarımı anlatmadım sana
Kahpe ihanetlerin acısını
Hangi hasretlerde vurulup
Hangi nefretlerde dirildiğimi

Sözsüz anlamıyorsak birbirimizin dilinden
Hatta cümleler yeterli değilse
Ve bir gece yarısı yıldız tepesinde
Gözlerimden yudumlamadıysan sevdayı
Anlayamazsın

Yar bilmediysen eğer toprağı
Oturup konuşmadınsa ufuklarla ağaçlarla
Bilemezsin
Dostumda demediysem sana

Buna rağmen yinede biliyorsun öylemi?

Seni Sevdim

Yağmura açtım ellerimi
seni bekledim;
damla olup düşersin diye...!
esen yele döndüm yüzümü
seni bekledim;
saçımı,yanağımı okşarsın diye...!
göğsümü güneşe verdim
seni bekledim;
içimi ısıtırsın diye...!
nisan ı iple çektim
seni bekledim;
bir çiçekte kokarsın diye...!
çocuk yüzlere baktım
seni bekledim;
bana gülümsersin diye...!
yağmuru,güneşi,rüzgarı sevdim,
çiçekleri,çocukları sevdim,
ben asıl seni sevdim....!

Sevdan Başından da Büyük

Yüce bir dağ olsan; aşar üstünden,
Sevdan başından da; büyükse eğer,
Bir başka sen vardır, için de senden,
Aşktır o ikinci sen, dünyaya değer...

Gönlünün perisi, güneş, yıldız, ay,
Gündüzleri seher, gece dolunay,
Ölüm ondan gelse, dersin ki hay hay,
O, cana can katan, herşey miş meğer...

Bu Gün de fal tuttum

bu gün de fal tuttum şarkılardan

bu gün de ikimize yazdım...

vazgeçmedim beklemekten bu gün de...

uzaklardan gelen her gölge sendin yine

düşümde...

ben seni bu gün de bekledim...

ve sen bu gün de gelmedin....

inan bana bu günde dün gibiydin sen

bende....

yarında da bu gün gibi olacaksın

biliyorum...

bu günde ... yarında ...ötelerdeki nice

günlerde de ...

sen hep sensizliğim olacaksın....

biliyorum...

hiç ulşamadığım... hep özlediğim..hiç

olmayanım...

bu günde dünden kalma sensizliğim ..

bu günde dünden kalma yalnızlığım...

bu günde yasaklımsın....

bu günde ulaşılmazım......

Biz Üç Kişiydik

Biz üç kişiydik:
Bedirhan, Nazlıcan ve ben.
Üç ağız.. üç yürek.. üç yeminli fişek!
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara, taşlara
Boynumuzda ağır vebal,
Koynumuzda çapraz tüfek!

El tetikte, kulak kirişte,
Ve sırtımız toprağa emanet...
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık..
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık...

Gece, ırmak boylarında uzak çakal sesleri,
Yüzümüze, ekmeğimize,
Türkümüze çarpar geçerdi.
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan,
Tüterdi buram-buram.
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi...

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı
Ateş böcekleriyle bir oldu
Kırpışarak tükendi...
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza
Kurşun gibi, mayın gibi
Tutuşarak tükendi...

Oy Nazlıcan... vahşi bayırların maralı...
Oy Nazlıcan... saçları fırtınayla taralı...
Sen de böyle gider miydin böyle yıldızlar ülkesine?
Oy, Nazlıcan oy... can evinden yaralı...

Serin yayla çiçeği, oy Nazlıcan..
Deli-dolu heyecan, oy Nazlıcan..
Göğsümde bir sevda kelebeği,
Ölüme sunduğum can, oy Nazlıcan..

Artık, yenilmiş ordular kadar
Eziktik, sahipsizdik..
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça!.
Gerisi ölüm duygusu,
Gerisi sağır sessizlik..
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda..

Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular,
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları..
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,
Titredi ve iki yana düştü kolları..

Ölüm bir ısırgan otu gibi
Sarmıştı her yanını...
Devrilmiş bir ağaçtı, ay ışığında gövdesi..
Uzanıp, bir damla yaş ile
Dokundum kirpiklerine..
Göğsümü çatlatırken nabzının tükenmiş sesi..

Sanki bir şakaydı bu!.. birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı..
Oysa ölüm, sadık kalmıştı randevusuna, ah..
O da Nazlıcan gibi,
Bir daha olmayacaktı!..

Hey Bedirhan.. katran gecelerin heyulası!..
Hey Bedirhan.. kancık pusuların belası!.
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana,
Hey Bedirhan hey.. mezarı kartal yuvası!..

Mor dağların kaçağı, hey Bedirhan!.
Mavi gözleri şahan, hey Bedirhan!.
Zulamda bir suskun gece bıçağı,
Beyaz gömleğimde kan, hey Bedirhan!.

Biz üç kişiydik.. üç intihar çiçeği..
Bedirhan, Nazlıcan
Ve ben: Suphi...
 

Gideceksen

Gideceksen ;
Seni seven kalbimi yerinden sökerek git
Bavuluna mutlu anılarımızı
Yüreğine ise güneşte ısınmış umutlarımızı
Doldurup son nefesimi çekerek git
Hadi usulca git,
Karanlıklar güneşini elinden almadan
Hançerlediğin yüreğimi merdiven bilip
Yıldızlara koş karanlık saçlarınla.

Gideceksen;
Yüreğimdeki taze umutları çiğneyerek git
Avuçlarına mevsimsiz açan baharlarımızı
Gözlerine ise ölümsüz sevdamızı alıp
Gündüzüme karanlıkları sererek git
Hadi usulca git,
Sahillerine gözyaşlarım ulaşmadan
Ve ihanetinle yüreğimi hançerleyip
Ateşlere koş , çıplak ayaklarınla.

Gideceksen;
Güzelliğine dalmış yüreğimi kaldırmadan
Kış uykusundaki çicekleri ağlatmadan
Hadi usulca git ,
Gözlerine yanmış bedenimi uyandırmadan
Bedenimi yollarına paspas bilip
Bahara koş, karlara bürünmüş sevdanla.

Gideceksen;
Tüm acılarını gözlerime gömerek git
Saçlarına çicek kokan nefesimi alıp
Beni soğuk ayazlara emanet ederek git
Aynalarda uyuyan hüzünlerimi kırmadan
Hadi usulca git.

Söz Olurlarım

Pejmurde hayallerim yağmakta
Ilgıt bakışlarımın söz olurlarına


Güney rüzgarları salındı aşkın büyülerine
Tel tel süzüldü ebemkuşakları gözlerden
Çerçi ateşlerin uslanmaz akşam portreleri
Erte sevinçlerimin durulgan yadsımalarında


Deniz çekilmelerinin ekim sancıları gibi
Feryadı kısık ateş böcekleri sarar zamanı
Düşer bekleyişler seyrü sefer hokkaların
Kırılgan kalem ucu bezgin şiirleriyle

Nerde bir yalnızlık varsa kaçak olmaktansa
Biten bir sevdanın ardında durmayı yeğledim

O gece hiç sarmadı ırmak akışlı vaziyetleri
Hiç durmadı ölgün sibemol haykırışları

Göz gözü görmedi damla boy verirken
Kıstı temmuz ısınımlarını ten rüzgarları
Uyu büyümelerinde içsel haykırımlarla
Dönüş yolculuğuna iner seher soloları

Sıkışırken hayat meridyen aralımlarında
Kemane çığlıkları asılır salkımlarına
Vurulurken gölgeleri yağmur akşamlarında
Bir bir önüme düşer söz olurlarım.

İçimdeki Şarkı
Hüzün var
Bitmez gibi
Gitmez gibi
Her daim
Yanlızlık şarkıları çalıyor
Zaman tünelimde
Aslında ipleri elimde hayatın
Ben seviyorum yaşamak denen düzenbazı
Ve sahip olduğum ne varsa
Tüketiyorum dibine kadar
Cennetten bahçelerim var
Davet veriyorum sık sık
Yinede
Bilinçaltımın derinliklerinde
Babamın tokadı..
Karşılıksız aşklarım..
Ve oğlum......
Ve ayrılıklarım..
Ve yanlız geçen ömrüm..
Küfe ağırlığındaydı
Sırtımdaki hayat
Ürettikçe çoğaldı
Yediğim tekmeler
Vay benim canım
Vay benim ömrüm....
Sıfırlamışım çoğu kez
Benden öte ben olmuşum
Merkeze çıkmışım hırsımdan
Kaç kez bayrak sallamışım
Dağların zirvesinden
Ve kanıyordu sırtımda
Kırbaç yaraları
Ve karıncaydı
Yeryüzünde darbeciler
Örselenmişim
Ciddi ciddi
Örselenmişim ben
Bir kadeh şarap içmişsem
Zaferin ardından
Bir gece vakti
Tan arkadaşken
Kırbaç yaralarım değil
En çok
Gidenler ağır gelir canıma
ve yenilgi gibidir
yanlız kutlanmış zaferler
Şimdi hayatı soruyorlar
Ben onlara iyi geldikçe
İçimde çalan
Şarkıyı bilmiyorlar......

Yağ Yağmur

Sil köşelerde asılı kalmış
kirli paslı izleri...
Al ......ür uzaklara
sessiz silik nağmeleri...

Yağ yağmur
kükret semaları,
korksun ihanet denen hain,
ört üstünü sislerinle
derinlerde gizli kalmış
kırık dökük mazinin...

Yağ yağmur
teslim sana benliğim,
al ......ür ruhuma mıhlanan
kılıç keskini sözleri
damla damla gir gönlüme
sil süpür her sokak başında yol gözleyen
yalnızlık denen haini...

Yağ yağmur
bir ışık tut önüme
bul getir bana
kıyılarda yosun tutmuş
yaşanmamış gençliğimi...

Şiirler

. Eğitim Şiirleri
Erzurum Şiirleri
Gece Şiirleri
Çeşitli Şiirler
Gurbet Şiirleri
Gurur Şiirleri
Günaydin Şiirleri
Güneş Şiirleri
Dertli Şiirler
Duyulmamış Şiirler
AğLatıcı Şiirler
Dokunaklı Şiirler
Can Yakıcı Şiirler
Efkarlı Şiirler
Hayvan Şiirleri
islam Şiirleri
Eğitimle iLgiLi Şiirler
Erkekler için Şiirler
Kadınlar için Şiirler
Fedekarlık Şiirleri
Fransızca Şiirler
Hollandaca Şiirler
Hatıra Şiirler
Havalı Şiirler
uyuz Şiirler
Kocam için Şiirler
Karım için Şiirler
ürkütücü Şiirler
Korkuyla ilgili Şiirler
Muhteşem Şiirler
Eski Şiirler
istanBuL Şiirleri
Neşeli Şiirler
Gıcık Şiirler
izmir Şiirleri
Kahraman Şiirleri
Kin Şiirleri
Güven Verici Şiirler
Geyik Şiirler
Peygamber Şiirleri
Sinir Şiirler
Sıcak Şiirler
Sempatik Şiirler
Kaliteli Şiirler
Küsmek iLe iLgiLi Şiirler
Hayatla iLgiLi Şiirler
Gitme iLe iLgiLi Şiirler
Politika Şiirleri
Kötülükle iLgiLi Şiirler
Küçük Şiirler
Kıymetli Şiirler
Kibar Şiirler
Komik özlü Şiirler
Kardeşlikle iLgiLi Şiirler
Kıl Şiirler
ibretlik Şiirler
içten Şiirler
Savaş Şiirleri
inci Şiirleri
ince Şiirler
itici Şiirler
intihar Şiirleri
intikam Şiirleri
sevinç Şiirleri
ingilizce Şarkı Şiirleri
iğneli Şiirler
Terk Edilme Şiirleri
Şehir Şiirleri
iLahi Şiirler
Manyak Şiirler
Mutluluk Şiirleri
Minik Dualar iLahi Şiirler
Milli Şiirler
Nazarla ilgili Şiirler
Uzun Şiirler
Tanrı Şiirleri
Tarih ŞiirLer
unutulmaz Aşk Şiirleri
Platonik Aşk Şiirleri
Rap Şiirleri
HipHop Şiirleri
Sevimli Şiirler
Sert Şiirler
Sihirli Şiirler
Sevenler için Şiirler
Sevgisizlikle iLgiLi Şiirler
Sıradan Şiirler
özeL Şiirler
özgür Şiirleri
ürpertici Şiirler
ülkücü Şiirleri
Yalan Şiirler
Umut Şiirleri
iyi Şiirler
umut Şiirleri
ufak Şiirler
uğurlu Şiirler
janjanlı Şiirler
Love Şiirler
Kamyon Arkası için Şiirler
Araba Arkası için Şiirler
Motor MotosikLet Arkası için Şiirler
Minibüs Arkası için Şiirler
Şöför Şiirleri
Düşündürücü Şiirler
Zehir Edici Şiirler
Renkli Şiirler
Vefat Edenler için Şiirler
Yararlılar için Şiirler
Babalar Günü Şiirleri
Anneler Günü Şiirleri
SevgiLiLer Günü Şiirleri
23 Nisan Çocuk Bayramı Şiirleri
Barış Şiirleri
Bayrak Şiirleri
Bayram Şiirleri
KandiL Şiirleri

     Tasarım : ZaLim       ŞiirLer

Günün Sözü :

Günün Sözleri:

Her kitaplık bir hapishaneyi kapatır. Seneca
 Ergen gözü ile kız alma, gece gözü ile bez alma. 


-Gizle-