|
.
reklam
Burada birbirinden güzel şiirler derledik.. Bu şiir kategorisindeki sizler için seçtiğimiz en güzel şiirlerin listesi:
reklam
ikinci aşktan kaçışım
[ ](...)
tamam sen yüreğimden öp o zaman,
derinliklerinden ama cesurca
amazonlar kıskansın
aşk tanrıçaları utansın
nasıl diye düşünsünler
sonra,devler gibi sevelim
öyle ki hiç kötü birşey kalmasın,
seni kanatlarımda yücelteyim
başaklarda,menekşelerde ,kardelenlerde,mevsimsiz bulayım
gecenin karanlığında yüreğin yüreğime,
yoldaş olsun
ırmakların akışı durur
yürüme cesareti göstermezsen sen bana,
yedi bin yıllık tarih yok olur
kaburgalarımda,
oysa o kadar eski tarihleri bilmezdim
senden önce
sen ,ah sen
beni kavurup kül eden
sonra savurmadan bir kavanozda
kendine saklayan
bir açsan!
bir nefes çeksen! ben olacaksın belki
belki beni de sen yapacaksın
korkularını yenip
kanatlarında sen taşıyacaksın,
beni,
zamansızlıklara sayacaksın,zamansızlıklarına
patika bir yol gibi,yürüyeceksin
küllerimi savuramadığın yerleri
sonra,
eski bir romanda bulacaksın ,
kendi romanını yazacaksın
nasıl tutmak istediğini anlatacaksın ellerimi,
nasıl öpmek istediğini
anlatacaksın
kendinle yüzleşirken ah keşkeleri kullancaksın lanet
okuyarak kendine
ve beni,gözlerin açık düşleyeceksin
aynı seni düşlediğim gibi
mavi ve kırmız,biraz da sarı düşle
ama küfretme hakkını kullanma kendine,
edeceksen bana et,alt üst etmeye çalıştığım yaşamını
hayıfını almak için
şimdi ben aşık olmuşken,perde arkasından
sen sadece boş gözlerle bakışlarını unutmaya
çalışacaksın
bir akşam üstü,uykuya dalarken,
yanımda uyan diyecekmisin,diye bile sormuyorum,
şimdilik hoşçakla sevgilim hoşçakal,yüreğinde küçük
küçücük bir yer,
bir bit yuvası kadar bir yer ayır bana
ilk kez sana söylüyorum bunu
ilk kez sana
ve ben gidiyorum
bombardıman altında ki bir kentin sesizliğiye
İNSAN LEKESİ..
kıyasıya kavgalıydı yoksulluğumuz
toprakla ölümüne
fukarakondularımızı ter ve emekten
kırılmaz mertlikle örmüştük
temiz dostluklar, sıcak gülüşler
sonsuz vefa içinde
yoksulduk fakat, aşktık aşka aşık
kararmış umutlar mekân tutamazdı
toprağımızda yağmur kokusuyla
boy attıkça menekşelerimiz
tek göz odalı evlerimizde
aşkla çoğalırdık
saçlarımızdan fışkıran güneşe
gaz lambasının fitilinde
yıldızları kırpar gökyüzünden
bir neyin içli sesinde yahut
sazımızın türkü tellerinde
soyunurduk duygularımızı
çırçıplak tanıdık nağmelere
boyanırdı asuman
kızıl ufuk boydan boya
al kanımız bayrak gibi
yüzlerimiz berrak, yalın ayak
arzularımız yakınca
şefkatli kucaklarımız
kucaklardı nimetini hatmettiğimiz
kurban olduğumuz toprak
yetmezdi çoğu zaman
sıcak somunu az görür
et suyunda pişmezdi çorbamız
dudaklarında; birinci, bafra, gelincik
asası esas, tesbihi boncuk boncuk
sabır ve şükür
anlatırdı büyükler ağız dolusu
hürmetle dinlerdi küçüklerimiz
buğday tanesi tebessümleri
buram buram yoksulluk çevreler de
küfür kusmazdı şafak vaktinde
yarın bohçamıza
bozuk kelâm dürmezdi
ah bu dilimiz!
bilirsin nasıl yoksulduk
yoksul olduğumuz kadar
umuttan umut doğururduk
yani mutluyduk gülüm
mutluyduk..
sonra güle oynaya birer birer
savurdular dört bir yana
içimizden içimizi
yaprak misali yüreklerimiz
boğum boğum
boğazında memleketin
düşünce mevsimine
o sarımtırak sonbahar
yanaklarımız alev topu
gözlerimiz kıyamet çukuru
şaştı bulutlar
söküldü tüfeğin ucundaki karanfil
süngü dayandı gırtlağına bebelerin
izansız ve vicdansızlar yüzünden
gözyaşı olduk her kıtada
açlıktan derisi kemiklerine yapışmış
sesi dudaklarında kurumuş
esmer tenli çocuklara
küme küme dizilmiş düşüncelerimiz
acı yudum her lokmamız
meliyoruz kuzu gibi gülüm
varlık içinde yokluk
insanın insana, sevginin barışa yetmediği
ölüme seyirci koca dünyada
yoksulluktan öte sefiliz
devir değişmiş(miş)
ayak yorgunu kaldırımlar
ay ışığında diş(i) izleri gecenin
kaç yıl ağrısı başımda
modern yüzyıl vahşeti
bir çocuğun içinden geçiyor
silahlar ve tanklar
mutsuz kere umutsuz
acısı acıyla ovulan gün
sofrasında sancılı yüreciğim
düş/sel yamaçlarında dağların
küsedurmuş papatyaları
ölümle burun buruna yaşamaktan
tutmuşlar nefeslerini
alınlarında halat ey hat!
hamurunu yasla yoğuran
kabilemin derin çizgili kadınları
susarım içime
gözlerim iğdiş, ellerim kopuk
ayaklarım prangalı
manivelasında tarihin
değişmeyen kırkağaç gölgesi
kırık ayaklı iskemlesinde
boğazıma geçiriyor
terör ipini
de, süredursun seyrini
nereye gittiği belli olmayan
nevrotik ilişkilerin bencil güzergâhında
içimin mezarı be(de)ni ikiye bölen
(z)aman treni
dursun gülüm dursun
anam hasta, babam kahır kamburu
bacım ölümün düğününde şehit gelini
hayat dursun, ineceğim
onca bebeyi karınca sessizliğinde
sol omzunda nazarlığı ile gömmek
dokunuyor
künyemize kazınmış namusumuza
etik/etimizde ar-edep
ismimizle müsemma
susarım içime, diyetim hâre
su katılmamış us da şalamar
ten mecburu mum ağlıyor
gıcırtısını özlediğim
kapıların eşiklerinde aynalar
bulup bulup yitiririm
tekrar buluncaya kadar
yazılan mısralarda bizi
saplanır hançereme şiir oku
şiir oku gülüm, şiir oku
ezginin sese koşması gibi
elbet buluşturur yüreklerimizi
bakarsın deniz koynuna alır
güz gazalı, can ölüsü sözlerimle
zemheri zindanlarında
sarkıtlar düşmeden üstüme
örtülmeden gazete sayfası
düşerim kelime diplerine
bir su damlasında gizli
başım gözüm üstüne derim
eyvallah anlayana sevdam
kan revanım kızılcık şerbeti
başım gözüm üstüne helâl şiir
anamın ak sütü gibi.. |