.

SiirLer

Aşk Şiirleri
Sevgi Şiirleri
Anlamlı Şiirler
Ayrılık Şiirleri
Aldatma Şiirleri
Ata Şiirleri
Atatürk Şiirleri
Ağır ŞiirLer
DuygusaL Şiirler
Etkileyici Şiirler
EspiriLi Şiirler
Komik Şiirler
Romantik Şiirler
Aşkıma Şiirler
Sitem Şiirleri
Nefret Şiirleri
ihanet Şiirleri
ingilizce Şiirler
ingilizce Komik Şiirler
ingilizce Aşk Şiirleri
ingilizce Atatürk Şiirleri
ingilizce ÖzLü Şiirler
iyi Geceler Şiirleri
Özlü ŞiirLer
Özlü Aşk Şiirleri
Özlem Şiirleri
Hasret Şiirleri
Yanlızlık Şiirleri
Damar Şiirler
Sevda Şiirleri
Jilet Şiirler
Delikanlı Şiirler
Harbi Şiirler
Baba Şiirler
Kral Şiirler
Serseri Şiirleri
Ağır Abi Şiirleri
Racon Şiirleri
Mayfa Şiirler
Kurtlar Vadisi Şiirleri
Acı Şiirler
Üzüntülü ŞiirLer
Kapak Şiirler
çocuk şiirleri
Kısa Şiirler
ResimLi Şiirler
Komik Şiirler
Kısa Aşk Şiirleri
Doğa Şiirleri
Anne Şiirleri
Bilinmeyen Şiirler
Sevgiliye Şiirler
Almanca Şiirler
Beşiktaş Şiirleri
FenerBahçe Şiirleri
Galatasaray Şiirleri
Asker Şiirleri
Kısa Çocuk Şiirleri
Atatürk ÇoCuk Şiirleri
doğa sevgisi şiirleri
vatan sevgisi şiirleri
hayvan sevgisi şiirleri
resimli aşk şiirleri
Küfürlü Şiirler
GüzeL Şiirler
nazım hikmet Şiirleri
Mutluluk Şiirleri
Enterasan Şiirler
güzel aşk şiirleri
Yeni Şiirler
Cep Şiirleri
Cumhuriyet Bayramı Şiirleri
Dini Şiirler
islami Şiirler
Dostluk Şiirleri
Hayat Şiirleri
ÖLüm Şiirleri
Özür DiLeme Şiirleri
Manalı Şiirler
Mevlana Şiirleri
Harika Şiirler
Süper Şiirler
Tatlı Şiirler
Evlilik ŞiirLeri
Çocuklarla ilgili Şiirler
Türkü Şiirleri
Türkiye Şiirleri
Spor Şiirleri
ilginç Şiirler
Gecmis Olsun Şiirleri
Farklı Şiirler
Değişik Şiirler
Efsane Şiirler
Unutulmaz Şiirler
Orjinal Şiirler
iltifat Şiirleri
Değerli Şiirler
Hoş Şiirler
AiLe Şiirleri
Hüzünlü Şiirler
Kırgınlık Şiirleri
Bomba Şiirler
Karizma Şiirler
ALLah Şiirleri
Ankara Şiirleri
AntaLya Şiirleri
Araba Şiirleri
teklif Şiirleri
Yabancı Şiirler
Aşkla iLgili Şiirler
Büyüleyici Şiirler
Deniz Şiirleri
Doğum günü Şiirleri
DoLunay Şiirleri
Yıkıcı Şiirler
ZaLim Şiirler
Bebek Şiirleri
Çanakkale Şiirleri
Aşık Edici Şiirler

(¯`'•.¸ ¸.•'´ OrjiNaL Şiirler & OrjiNaL Şiirleri •´¯`•.¸¸.•´¯)

 .


reklam


ŞARAP MiSALi AŞK



Aşk dünyada tek şişesi kalmış tadına baktığın bir şarap
Girer hayatına bir yudumda, beğenirsin içmek istersin doya doya
Ama kolay değildir, ya bedeli ağırdır yâda sarhoşluğu beter
Gün gelse bedelini ödesen bile sarhoşluğu getirir keder

içersin hesapsızca sanki bitmeyecekmiş gibi
Kör olur gözlerin, hapsolur ruhun şişeye
Düşünemezsin artık yoktur bir çıkış yolun
Ya beklersin gerçeklerin sarhoşluğunla birlikte hayallerini de götürmesini
Ya da atarsın kendini sarhoşluğun kollarına izlersin seni rezil etmesini
Hayallerin seni o zalime sürükler

Hayallerin sonu hep gözyaşı gerçeklerinki ise çok acı
Aşk bir hastalıksa bulunamamış bulunamazda ilacı

SEVGiLiYE

Sevdan bir kor olsa ellerimde,
Yakar ellerimin ateşi yüreğimi.
Irmak olup taşsa sevgin
Aksa bütün nehirler gönlüme,
Söndüremez yüreğimdeki alevini.
Bi gözlerin,kara kapkara gözlerin ,
Söylerse söyler bana sevgini.
O zaman belki dindirir deli gönlümün,
Poyraz yellerini…
Bi ellerin sana ateş bana merhem ellerin,
Anlatır bana sevgini.
Ama dokunamam tutamam ki ellerini,
Hissedemem ki yüreğimde bela sevgini!
Gönül bi seni bilir ,bi kara sevdasını,
Nasıl desin gurur duvarlarını yıkıp,
Sana olan aşkını.
Sen ne bilirsin sevda çeken,
Kanayan, deli gönlün bela aşkını.
Sen ne bilirsin seni ne çok aradığımı,
Sen ne bilirsin seni en çok sevenin ,
En çok sana ağladığını,
Bi sana deli gibi yandığını…

BELKi?

Zamansızlığımın,zamanlarımın en içinden,
Usul usul geldi sesli sessizliğiyle.
Biliyordum zordu ve ben yorgundum,
Kuralsız kurallarım , kurallarımdı kurallarım…
Yorgundum biliyordum,biliyordu…
Anlattı ama yine de anlattı.
Deliliğimizdi aynı olan sadece,
Onun kuralsızlığı ,sınırsızlığıydı deli olduran,
Benim tabularım ,kurallarım,ördüğüm duvarlarım.
Biliyordu o da ,ama söyledi…
AŞIĞIM!
Değildi yalandı biliyorduk ikimizde .
O sıkılmıştı birazdan hallice,yalan atası vardı hayli zamandır birikmiş içinde.
Ben unutulmuştum, hatırlanasım vardı,güvenesim deli bi çocuğa.
Yaşlıydı artık gözlerimdeki yıldızlar,
Bastonlarım vardı destek niyetine kullandığım parlasın diye yıldızlarım.
Anladı o, kanmadı sahte parıltıma, gördü…
Ben yorgundum onun eğlenesi vardı sadece.
Yaşlıydım artık, ama nerden gelmişti karnımda uçuşan bu bi avuç kelebek?
“Sen rüzgarsın esersin,volkansın yanar sönersin,denizsin derinsin…” dedim.
“Ben geceyim,pamuğum ,bi bardak suyum” dedim.
Başını koydu yastığına gitti o korkunç rüyalarına,
Oysa ben oturdum bu şiiri yazdım ona,
Karnımda uçuşan bi avuç kelebeğin hatırına…

Kum Tanesi

Elimde kalan son kum tanesine kadar zamanı vardı! Kendini yırtarcasına koştu, koşuşu şiirle bile anlatılamazdı; öyle bir hızı insansı kelimelere sığdıramazlar!.. Sözümü tuttum, son kum tanesine kadar bekledim!.. Rüzgar avucumdan çıkan kumları tane tane dağıtıyordu!.. Adımlarını ayıklayamıyordum artık!.. Kumların sonuncusu elimden sıyrılıp gittiğinde elimi belime uzattım; kumların kuruttuğu elim silahı çok iyi kavradı. O gece dışarı çıkarken ne belimde silah vardı ne de aklımda bu olanlarla ilgili tekbir fikir.

Paspal elbiselerimi üstüme çekip çantamı aldım; kendimi sokağa saldım!.. Sevgilimle buluşmadan önce 1 saatim vardı; nasıl geçireceğimi bilmediğim 1 saatim!.. Yollarda yürüyerek yada içerek geçirmek en mantıklı olan seçeneklerdi; ben içmeyi seçtim!.. 2 bira yuvarlayıp buluşacağımız yere yola çıktım. “Bu yüzü hatırlamıyorum” oyunu oynamaya başladım!.. Kalabalığın içinden hatırlamadıklarımı ayıklıyordum!.. Hatırladıklarım için 1 artı geri kalanlar için 1 eksi ve -2000 de falan bıraktım; yenildim canım neden devam edeyim!.. Buluşma noktasında da 10-15 dakika bekledim; hep biraz geç kalır!.. Gördüğümde içim huzur doluyor!.. Çok güzel bir kadın değil ama gülmek yakışıyor!.. Çok inatçı ve mücadeleci!.. Sarıldık, öpüştük; seremoni eksik kalmamalı!.. El ele tutuşup kalabalığa daldık!.. Okuldan öyküler anlatıyordu!.. Servis yapan çocuğu tanıdığımız bir mekâna gitmek için kalabalıktan sıyrıldık!.. Alkolsüz bir yere gitmenin kayıp olduğunu düşündüm!.. Servis yapan çocukta izinliymiş!.. Mekândan erken ayrıldık!.. Evine gidecektik…! Biraz yürümeyi teklif etti; kabul ettim!.. 2-3 durak atladık; hemen otobüse binip eve gidip ardından sikişmek işe yarar bir şey değil!.. Bu da iyi oluyor!..

Yanımızda bir araba durdu ve içinden 3 kişi indi!.. Aslında hiç istifimizi bozmadan devam etmeye başladık ama 1 tanesi önümüze geçti!.. Diğer ikisinin de belinde silah olduğunu fark ettik o an!.. Arabaya binmemizi istediler; korkak bir adam olarak önce reddettim!.. Silahlara atılan eller gayet ikna edici oluyor!..Arkamıza dönüp hiçbir şey sormadan arabaya bindik!..Yan yana oturmamıza bir şey demediler!.. Biri de bizim yanımıza oturdu diye hayıflandım!.. Ulan hem önde 3 kişi oturamaz hem de sanki şu durumda sevgilimle romantik anlar yaşayacağım!.. Kendi aralarında konuşuyorlardı ama pek umursamıyordum!.. Kız arkadaşımın elini sıkı sıkı tutmaya odaklandım!..

Gereğinden fazla tenha bir yere geldik!.. Tanrı buraya insan koymayı unutmuş olmalıydı!.. Elini sıkı sıkı tuttuğum sevgilim iyiden iyiye titremeye başladı!.. Sonuç olarak ben kimsenin yoluna işeyecek kadar cesur değildim; o bir şeyler yapmış olmalıydı!.. Titremesi dışardan görülür hale geldi!.. Araçtan indik ve ayakta dikilmeye başladık!.. Biri hararetli konuşmayı “gerek yok” diyerek böldü ve dönüp bize ateş etti!.. Kanım donmuştu!.. Ölenin ben olmadığımı anlamam uzun sürmedi!.. Yanımdaki elin bedeni yerde yatıyordu!.. Ayakları beni biraz geçmişti ve artık elini sıkı sıkı tutmak hiçbir işe yaramıyordu!.. Eminim benden az korkuyordu!.. Ayakkabılarına baktım!.. Çok güzeldiler; zevklidir zaten!. Kim olduğumu hatırlayamadım bir an!.. Titreyemeyecek kadar çok korkmuştum!.. Bu arda onu vuran herif silahını indirdi ve arkadaşlarıyla konuşmaya devam etti!.. Bir an bundan sonraki hayatımın nasıl geçeceğini düşündüm!.. Psikiyatrlar, hastaneler ve beyni durduran ilaçlar!..

Bir anda vücuduma geri döndüm ve hala karda kalmış it gibi hüzünlü bir hal vardı üstümde!.. Korkuyordum da!.. Sevgilim elini bırakamıyordum!.. Sonra bir perde girdi araya!.. Adamların hiçbirinin beni direk görmediğini hatırlıyorum!.. Perde açıldığından adamlardan 2 si ölmüştü!.. Ne yaptığımın farkındaydım; haklıydım da!.. O onlara şahıs olarak hiçbir şey yapmamıştı!..

Canlı kalan salak ayağımın altındaydı!.. Adamın üstünden ayağımı çekip geri doğru 5 adım attım!.. Silahımı belime taktım ve yere eğilip avucuma kum aldım!.. sağ elimdeki kumu yavaşça akıtmaya başladım ve adama “şu kum taneleri bitinceye kadar vaktin var” dedim!.. Öylece suratıma bakakaldı!.. “koş” diye mırıldandım!.. Avucumdaki son kum tanesinin elimin kenarına değip rüzgâra karıştığı an elimi silahıma attım ve doğrultup ateş ettim!.. Çok uzaktı ama yere yıkıldı!.. Yavaş adımlarla yanına gittim!.. Bacağından vurulmuştu; sürünerek kurtulmaya çalışıyordu!.. Acı çektiğini görmek hoşuma gitti!.. Üstüne basıp “dur” dedim!.. Durmadı!..”durursan daha hızlı ölürsün” dedim!.. Durdu ve boynunu zorlayarak bana baktı..! Sanırım o an ona acımam gerekiyordu ama acıyamadım!..

- Canın yanıyor mu?
- Evet!
- Güzel!.. Keşke onunda canı yansaydı ama ölmeseydi!..
- Bak biz emirleri….

Diğer bacağını da vurdum!.. Acı bir çığlık attı!.. İzlediğim macera filmlerinden bu yaralara parmak sokmanın çok eğlenceli olabileceğini çıkarsadım!.. Eğilip pantolonundaki deliğin hemen altına elimi dayadım!.. İşaret parmağımı deliğe soktum ve biraz sonra asıl hedefi buldum!.. Ne yapacağımı anlamıştı kaçmaya çalıştı ama elimi deliğe sokup sağa sola kımıldatınca kımıldayamadı; sağlam bir bağırış yankılandı karanlıkta!..

- Sus! Dedim!
- Şimdi toprağa karışan sen olacakken emirlerin anlamı kaldı mı? Dedim!
- Çocuklarım var!
- Bizimde olacaktı!
- Benim işim bu!.
- Benim işimde ölmek değil napcaz şimdi!? Bunu neden yaptığınızı bilmiyorum!.. Kız arkadaşımın neye bulaştığını da bilmiyorum ama bunun cezasını bu şekilde vermenizin yanlış olduğunu biliyorum! Bunu neden yaptığımı ikimizde biliyoruz!..

Yarasına iyice sert bastırım!.. Bağırdı, bağırdı!.. O yara zevk vermeyi bıraktığında diğerine geçtim!.. Silahı ensesine yumuşak bir şekilde dayadım!.. “çocuklarım..” dedi kestim sözünü!.. Ölürken çocuklarının arkasına saklanan bir adamdan daha yavşağı olmasa gerekti!.. Silahı sıktım o cümle tamamlanmadan!.. Ne de olsa sevgilimi öldürten şerefsiz o çocuklara da bakardı!..

Sevgilimin yanına döndüm!.. Ölmüştü; soğumuştu bile!.. Onu kaldırıp taşımak anlamsız geldi!.. Yanına uzanıp ölene kadar susmaya karar verdim!..

Dedim ya korkak bir adamım!.. Hala konuşuyorum ve yeni bir sevgili buldum!.. Yalnız kalmaktan bile korktum!..

Yığılca, Alabalık ve Kız Çocuk




Biraz su istiyordu canım!.. Bulamadım elbet!.. Yanımdan akan dereye eğilip falanda içemiyordum!.. Yukarda bir köy varsa su kirli demekti!.. tiksinmiştim bir kere; varlık içinde yokluk!.. Üstümde beyaz bir pantolon ve gıri bir t-shirtle balık tutma fikrinin gayet abes kaçtığının farkındaydım!.. Saçlarımın uzunluğu da bulunduğum coğrafyaya uygun değildi!.. Düzce’nin ilçesi, tutucudur buralar!.. Epeyce bir süre ilerledikten sonra karar verdim ki otostop olmadan olmayacak bu iş!.. Bir balık çiftliğinin reklamını okuyup duruyordum!.. Alabalık tutmanın oltayla olmayacağını da en az 50 ağızdan duymuştum!..

Elimi ilk kaldırdığım araç durdu!.. bindim!..
- Daha yüksek bir yerlere gidiyorsun di mi abi? –mal mal baktı yüzüme- Yani –diye ekledim- alabalık tutacağım!..
- Ağsız tutulmaz alabalık –deyip çokbilmişliğe vurdu hemen-
- O zaman beni şu alabalık tesisine bırakıver!..
- Yol ayrımında bırakırım!..
- Tamam abi canın sağolsun!..

Yol ayrımında bıraktı beni!.. Alabalık tesisin yol ayrımın bir benzinlikle süslenmesi iyi olmuştu!.. Benzinliğe girip bir bardak su istedim!..
- Ah be yavrum susamışsın sen!.. – dediğinde ağabeyin neden yakınacağını anlamıştım aslında ama konuyla alakalı değil diye söylemez sandım ve ona doğru bakma hatasını yaptım- benzine zam gelmiş!.. Şimdi bende zamlı satacağım ama gelip gecen soracak, işkillenecek!.. Aha işte zam geldi mi? gelmedi mi? –televizyonu gösterdi ve günün ikinci salaklığını yapıp televizyona da baktım!.. fırça yer gibi bir muhabbetin tam ortasına düştüm!..-
- Abi alabalık tutacaktım ben!..
- Dağlarda olur!.. ağsız tutamazsın!..
- Sağol abi!..

Benzinciden çıkıp dağlara şöyle bir baktım; uzaktı!.. Saat daha 9 gidilmez değil!.. Yürümeye başladım!.. insan yoğunluğunun düşük olduğu yerlerde yabani hayvana rastlama riski yüksektir!.. Bir köye rastlamak için dua etmeye başlamıştım!.. iki güzel köprüden geçtim suyun kalınlığı azalıyordu; manzara ise kusursuza koşuyordu!.. Uzaktan 10 kilometre uzakta görünen bir köyün 3-4 kilometre sonra başlaması büyük şans olmalı ama aklımdan devamlı şunu tekrarlıyordum; “Saçın uzun ve kulağında küpe var!.. unutma ki burası Düzce Yığılca!.. tututcuuu tutucuuu!..” Kimseyle muhatap olmayarak ilerliyordum!.. hoş zaten muhatap olacak kimse de yoktu köyde .manı koyyim!.. Susadım tekrar!.. Sesini duyana kadar fark etmediğim bir teyze haykırdı arkamdan; “geliiin nereye gidiyon!..” aslında dönüp bakmayacaktım; ama muhtemel soğuk su kaynağına böyle bir kabalık yapamazdım!.. Gayet sakin döndüm; “Teyze ben senin gelinin değilim!.” Dedim ve hayatım boyunca o yaştaki bir teyzeden görebileceğim en sağlam ceylan sıçrayışını gördüm!.. Teyze bir daha haykırdı; “aboooov” içerden tekrar haykırdı; “oğlan mısın sen?” Bunun ne anlama geldiğini bilen bilir bilmeyene de bilenler anlatır!.. “yok teyze erkeğim” deyince dışarı çıktı!.. Beni baş aşağı sakince süzdü!..”teyze” dedim; “soğuksuyun var mı?” Teyze ceylan gibi sekip duruyordu!.. içeri koştuğunu gördüm bir, birde kapıda belirdiğini gördüm!..”al” dedi!.. bu nazik hali olsa gerek!.. Ben sürahinin rengini şuan turuncu hatırlıyorum ama renkler yanıltır zamanla değişir!.. Bu kadar kısa sürede gelen suyun bayat ve sıcak olması en büyük ihtimaldi!.. birazdan tiksine tiksine içeceğim su yani!.. Yavaş yavaş yaklaştı su bana yada sıcak sudan tiksindiğimi aklıma getirdiğim için süre bana bir asır gelmişti yada çok susuz olduğum için sabrım bana bunu yaşattı!.. Sürahinin içini gördüğümde kendimden geçecek kadar sevinmiştim!.. kendime fısıldadım bir an; “taşkınlık yapma!.. teyze ürker!…” Sürahiyi ağzıma dayayıp içmeye başladım!.. Mükemmeldi, bir sürahi dolusu soğuk ayran!.. şaşkındım bir yandan!.. ikinci sürahiyi istemedim ama o önerdi!.. Ben reddettim nazikçe ve alabalıkları sordum!.. Oda dağlara gönderdi beni, birde uyardı;”domuz var; dikkat ol!” Uzun bir teşekkürden sonra gelini sarışın kendi kapkara teyzeyi arkamda bıraktım!.. biraz daha ormanlık bir alana geldim!.. Tahta köprülerden geçmek çok eğlenceliydi!.. Epey uzaktan odun taşıyan kadınlar göründü; paytak paytak ilerliyorlardı!..
Akarsudan uzaklaşmak kaybolmak anlamına geliyordu!.. Derenin birkaç yerinde düştüm; en çok kıçım ıslandı. Soğuk suda Islanıp biraz yürüyünce tuvaletiniz geliyor; ikisi birden hem de!..
Dere düzleşti bir anda!. Bu dağa yakışmayacak aptal bir düzlük!.. alabalık yemek geldi aklıma!.. (ertesi sene eti bıraktım ve yaklaşık 5 sene yemedim!.. Yine bırakırım şu ara!) sonra suda bir kımıldama gördüm!.. bir balık, benim kadar vardı büyüklüğü!.. su yayılmıştı derinliği azdı!.. Hızlanmaya başladı; fark etmişti beni!.. bende hızlandım; suyun içinde koşmaya başladım!.. su benim hızımı keserken onunkini arttırıyordu!.. koştum (bir ara suyun üstünde yürüyebileceğimi düşündüm) ve sonuç olarak düştüm!.. artık yalnızca kıçım değil her yerim sırılsıklamdı!.. kurulanmam da gerekiyordu!.. Balık ta gitti!.. Artık acıkmıştım da!.. küçük balıklardan birkaç tane tutmam gerekebilirdi ama işediğimi de fark ettim!.. kurulanmak yetmezdi yani aslında!..
Dere daraldı iyice!.. kayalıktı artık çevresi!.. her yer kayalık oluncaya kadar yürüdüm!.. Balığı çıkaramıyordum aklımdan!.. avlanmak zordu ama tutmak istiyordum bir şeyler!.. Kamış yapıp ucuna misina taktım!.. Kancasıyla mantarını düzelttim ve sıçmaya gittim!.. yanımda yem olabilecek hiçbir şey getirmemiştim!.. sinek avlamak için kendi dışkımı kullandım!.. bir kayanın arkasına geçip pozisyon aldım!.. balıklar beni görünce korkmasın diye!.. dayım “akıllı balıklar” demişti alabalıklar için!.. sonra 1-2 küçük ve 1-2 büyük balık tuttum ama büyük ihtimal alabalık değillerdi!.. Yedim hemen pişirip!.. açlığımın %2 si geçmişti!.. Bıraktım tutmayı!.. sigara içip midemi yatıştırıyordum!.. açlık hissetmem pek ama midem bir şeyler istediğini sağlam belli ediyordu!.. ağrıyordu da!.. 3 sigara sonra yine döndüm balık tutmaya ama ne fayda; hiçbir şey gelmedi ne büyük ne küçük!.. Dere boyu aşağı ineceğim kesinleşti!.. toparlandım!.. Demin bahsettiğim odun taşıyan kadınlar önümden geçti yanlarında da ince bir odunu omzuna vurmuş zayıf bir çocuk!.. çocuk bana ucubeymişim gibi davrandı!.. kendimi durdurdum korkutmamak için; soru sormamak için!.. Ürkütünce bağırmasından korktum!.. Onun gittiği yolun ters yönüne girdim! niye böyle bir salaklık yaptım bilmiyorum!.. kendi söylediğimi unuttuğumu fark ettiğimde yol diye de bir şey kalmamıştı!.. hem dereden uzaktım hem de yolu kaybetmiştim!.. Hoş yabani hayvanlardan korktuğum yoktu!..(altıma sıçmamı saymazsak!..) ama yinede insan kaybolunca panik yapıyor!.. Çalı çırpının arasından geçerken sağım solumda çizildi!.. hatta düştüm ve sağlam yaralandım!.. gören şehirde büyüdüm sanırdı; o kadar çok yaram oldu!.. aslında alabalık çiftliğinin yanı başına çıkmam şans mı yoksa ben kasti olarak mı o tarafa gittim bilmiyorum!.. iç güdüm yok olsa gerek; homosapien olduğuma göre!.. Alabalık görmek istedi canım iyiden iyiye!.. girdim tesise; güzel masaları vardı doğrusu ama feleğin kulu yoktu!.. sahibi de yoktu!.. Sonra “kimse var mı?” diye bağırdım!.. bir amca çıkageldi!.. tıraşlı falan; giyimi de güzel!.. biraz muhabbet ettik, dayımın yeni orman avukatı olduğunu falan söyledim!.. inanmadı!(bende dayımın nişanlanmasına inanamamıştım!.. ilçedeki diğer avukat dayımla bizi sokakta gezerken görüyor!.. arkadan görünce tabi;”ne şanslı adam nişanlısı da uzun boylu” dior!.. sonra lokalde karşılaştığımızda gerçekler ortaya çıktı!..) Balıkların fiyatını sordum; şöyle kolumun dirsekten aşağısı kadar olanlar 10 biraz küçükleri (eli koparın) 8 daha küçükler ise 6 liraydı (keza onlarında tekiyle eve varacak gücüm olurdu!.. cebimde para vardı ama inat etmiştim kendim tutup kendim yiyecektim!..
Dönüş yolu kesinlikle daha kısaydı!.. otostop yaptım bol bol!.. yolum yine aynı ayrıma düştü!.. benzinci!.. Bir şebeklik yaparak içeri girdim (hani emmiyle muhatap olduk ya götümüz kalktı) emmim şaşkın şaşkın baktı bana, hafifte sinirli!.. yanındaki küçük kız fark etti olayı; “baba bu sakın amcamla tanışıyor olmasın!..” dedi!.. rastlaya rastlaya ikiz benzinciler rastlamıştı!.. içimden okkalı ve uzun bir küfür salladım!..
Bayır aşağı yürürken ters yönden gelen kamyonun arkasında ki çocuklar muhabbetimizi arttırdı; “yavrum benim nasılda kıvırıyor!.. kıça bak kıça!..” diye haykırdı bir tanesi!.. sonra arkama dönüp hareket çektim!.. kıçım konusunda haklıydılar; çamurlanınca beyaz pantolon epey çekici olmuş olsa gerek!.. sonra hafiften de kıvırırım zaten!..çocuklar yüzümü görünce malumunuz cümleyi kurdu; “anaaa oğlanmış lan bu!..”
Şöyle ki etrafta araç falan yoktu!.. ama şans dönecek yeri biliyor!.. bir ticari taksi müşterisini bırakıp dönüyordu!.. bende el yaptım durdu!.. “param yok!..” dedim “beni bırakır mısın!.. o da evine gidiyormuş bırakabildiği yere kadar götürdü!.. Yığılca’ya yakındım artık!.. susamıştım yeniden!.. önümde uzun yol yoktu ama susuzluk dayanılır gibi değil!.. bir eve uğradım yolun kenarında!.. adam karısıyla bir şeyler yapıyordu!.. su istediğimde adam bana caniymişim gibi baktı!.. Neyse suları soğuktu en azından!.. Yığılca’nın girişine doğru küçük bir sanayi sitesi var!.. emmim de dükkanının önünde çalışıyordu!.. tam önünden geçerken aramıza otobüs girdi ve amcam arada espri yaptı aklınca; “laaan bu kız mı yoksa oğlan mı?” otobüs geçtiğinde karşısında dikiliyordum;”yok bilemedin amca” dedim “erkeğim!..”
Yığılca’daydım sonunda!.. Dayımı buldum hemen!..
- Nerdesin sen?
- Anlatırım!..
- Nereye gidiyon?
- Köprüye!..
Köprüye giderken insanlardan daha da tiksindim!..
Köprüde durup balıkları izledim!.. Bir kız çocuğu (tahminim daha regl olmamış) yanıma yaklaştı (peşinde de sürüsü) Hayatta böyle bir tepki beklemezdim yığılcadan!..8ölüykende beklemezdim!)
- Abi!
- Efendim ağabeycim!
- Saçların gerçek mi; peruk mu?
- Gerçek!
- Dokunabilir miyim?
- Tabi!. -Eğildim!..-
- Çok güzel saçların var!
Ona ve kuzenleri olduğunu düşündüğüm 7 ila 8 çocuğa (yolda çoğaldılar) bu iltifatın ve vermiş olduğu umut duygusunun hatırına kola ısmarladım!.. dayımı tekrar bulup karnımı doyurup su içtim!.. Akşam dayıma gördüğüm tabelaları okudum!.. haritadan baktı!.. oun hesaplarına göre yalnızca 14 km yürümüşüm akşama kadar; geri kalan otostop!..
işte şimdi bu boktan romantik yazıyı yazarken o küçük kız liseye gidiyor olsa gerek!.. “Çocukluğunu bu kadar güzel sergileyen başka bir yaratık yok herhalde insandan başka!?” dedirtti ya o gün bana!.. Onu çok yakınımda hissediyorum!..

Kız çocuğu sahibi olabilme şansım adına!..

Yalana Övgü 3



Yalan diye tanımlanan olaylar bütünlük halinde sistemleşirse gücü bir düzen kurmaya yeterli hale gelir. İnsanların düzenli yaşamayı ne kadar sevdiklerini bilmeyenimiz yoktur. İnsanlar kapılarını kilitler ve bunun sayesinde kendi ihtiyaçlarını ve yaşamlarının kilit altına alırlar.(bekaret kemeri ortaçağda gerçekten kullanılmıştır.) Bu kilitleme olayı toplumun kendini “güvence altına alma” adındaki ortak paydasıdır. Yıllarca çalışmış ve biriktirmişlerdir. Bunun komşusu tarafından çalınmasına izin vermeyeceklerdir.

Güven duygusu ancak yalanla desteklenir. İnsanlara yalan söylemedikçe insanlar kendilerini güvende hissetmeyecektir. Yani yalanın ne kadar işe yaradığını size daha ayrıntılı anlatamam herhalde!.. Yalanı kötüleyip aşağılamak hiçbir işe yaramayacaktır; düzen ve güven için yalan gereklidir.
Duyduğum bir diyalogu aktarıyorum;
A: Kilide sokuyorlar bunu, soğutuyorlar sonra çat; çelik kapı kırılıyor.
B: Hayatım!
C: (”B” nin hayatısı) Dur ya! Çelik kapıyı kırıyor adamlar.

O zaman titanyum kapı al. Madem kendini güvende hissettirecek.
Yalanla yazının ilişkisini önceki bölümlerde anlatmıştım. Yalanların kalıcılığı için yazı kullanmak gerekir. Sokrates ve eflatun (platon) bu sayede yalanlarını günümüze kadar ulaştırmış ve insanlık tarihinin önemli bir bölümünü etkilemişlerdir. Günümüzde insanlar felsefe kitaplarını diğerlerine nazaran daha az okurlar! Bu onların yalan olduklarını anladıklarından değildir; her yerde bu kitaplarda okudukları kendilerine dikte edildiğindendir.

Elimizde şu anlık 3 öğe var: Yazı - yalan - düzen!.. Bunları çaprazladığımızda ortaya insan olgusunu oturtmamız gerekir. Hemen her kolun yalana değmesi ve düzene gelen kolların daha çok kullanıldığın belli edilmesi gerekir. Ayrıca yazının bir saklayıcı olarak kendine gelen kolların yönünü belli etmesi gerekir. Şemayı çizemeyeceğim; çünkü şema biraz karmaşık ve hareketli olması gereken bir şema. Bunların hepsinin uğruna çabaladığı bir öğe olmalı; işte burada ortaya yasa çıkıyor. Yasalar oluşturulurken bu 3 öğenin en baskın ve inanılır olanları seçiliyor ve sonuç olarak yasa sizi koruyor. Yani yalana atılan o kadar bok olsa da; yalan sizi koruyor. Böylece insan yazılarla kanıtlanan, yalanlarla ikna olmuş, güveni artmış mükemmel toplumlar kurabiliyor.

İncelememde kanunların çelişkilerini ortaya koymak isterdim ama bize söylenen an güzel yalanlardan biridir; “hukuk zor iş!” “Madem o kadar zor yalnızca “bilenleri” ilgilendirir!..” diye cevap veremiyorsunuz. Hâkimin karşısına çıkıp; “Evet öldürdüm ama suç olduğunu bilmiyordum!” diyemiyorsunuz.

Yaşadığımız topraklarda müzik ve müzik kültürü üstüne yaşadıklarımız ve bir kuşağı -tamamen olmasa da- sarmalayan arabesk kültür bize unutulmaz hatıralar bırakmıştır. Müziğin evrensel olduğunu yalanlar nitelikte bir savaş söz konusudur. Size çocukluğunuzda anlatılan zırvalar gençliğinizde yalanlanmıştır. Keza bu kuşak Şener ŞEN ve Müjde AR’ın “Arabesk” adındaki filmiyle büyük darbe almıştır ama türkler türkçe müzik dinler yalanı ardında kalan bir izdir.

Gerçekte Rock olarak adlandırdığımız müzik tarzının kindarlığı ve sinirliliği Arabeskte de vardır; ancak arabeskte bireylere yöneliktir. (Müslüm GÜRSES’ in ve Orhan GENCEBAY’ ın birkaç şarkısı hariç) Rock ve Arabeskin çıkış ve palazlanma tarihlerinin birbirine olan yakınlığından aslında aralarında bir bağ olduğunu çözebiliriz.

Şimdi tekrar üçlemeye dönelim ve yanına müziği de koyalım. Müziğe giden kolların sayısı azda olsa nu da etken kabul etmek gerekir. Sonuç olarak müzik küçük bir “hareket” yada küçük bir “dinle geçten” oluşan etkiler bütünü değildir. Günümüzdeki POP müzik yerine arabeskin yeniden dirilmesini istemeyenler yalanların evriminin farkında değildir yalnızca. İşte yalan bu gün size makinelerle yapılan mükemmel POP müziği sunmuştur. Söz müzik: Serdar ORTBOK. Yalan bunların hepsinin ve sevdiğiniz düzenin (yıkılmayacağına inanıyorsanız seviyorsunuzdur) kurucusudur. Diğer etkenler ise onun gücünü ve ortaya çıkmasını engellemek için vardır.

Dünyayı çağlara bölen genel bakış açısını kabul etmiyorum!.. Bu yalan yetersizdir bence asıl ikna edici yalan; ilkel dönem dahil toplumun ikiye ayrılmış olduğu yalanıdır; yani insanlar var oluşlarından bu yana ikiye ayrılırlar: 1 sınıflı toplum(roma, Çin, Hindistan gibi) 2 sınıfsız tolum (Türkler ve Avrupa Barbarları ve Kızılderililer gibi). Yalanımı seçme hakkım olduğu yalanına da inanarak incelememe devam ediyorum. Tarih bu iki grubun birbiriyle çatışmasıyla doludur. Örnek olarak çok başarılı insanlar olabilecek üniversite öğrencilerinin yapısını oluşturduğu hippileri, Roma’ya göç ederek ve saldırarak yıkılmasını sağlayan barbarları ve şuan başımızın belası olan doğu batı kültürü savaşlarını verebiliriz. Her zaman birileri daha barbar birileri daha uygar olmuştur. “Yalanın gücü kimin eline geçerse o daha uygar diğeri daha barbar olmuştur” olarak tanımlayabiliriz bunu.

Gözünüzün önünde hala bir şey canlanmadı biliyorum. Hatta “ne diyor bu mal” diyorsunuz ama bunları size anlatmazsam yazımın kaynağı olan konu aklınızda hiç iz bırakmayacaktı.

Yasaları sorgulayalım.

Kulağımda kulaklık, gürültülü bir şekilde Rammstein dinliyorum. Minibüs durdu ve 2 emmi bindi. Minibüste 5 kişilik boş koltuk vardı. Kadınlar hem yanlarına bir erkeğin oturmasını istemeyeceklerdendi hem de yan yana da oturmamışlardı. Böylece minibüsteki oturulabilir koltuk sayısı 3 e düştü. Sonra emmilerimden sakalını göz çevresini açacak şekilde özenle kesmiş ancak kısaltmamış olanı yanıma oturdu(bu sakal şeklinin ne anlama geldiğini herkes bilir sanırım)
Diyaloga geçelim:
E: (kolumu dürtükleyerek ve Ak Partinin iktidarına olan sonsuz güveniyle) Ne dinliyorsun evladım sen?
B: (kulaklığımı panik bir halde çıkardım; kendimi toparlayıp konuşmam gerekti) Rammstein; Alman grup.
E: Anlıyor musun bari ne dediklerini?
B: Müzik evrenseldir amcacım.
E: Peki bu neyi anlatıyor? (o kadar küstah sordu ki az sonra başına gelecekleri bilse ilk tepkimde susardı ama Ak Parti iktidarda adam ne yapsın güvenmiş bir kere gücüne, herkes ondan korkar sanıyor.)
B: Kin!
E: NEY?
B: Sinir ve Kin!
E: Neye sinirlenip neye kin duyarsınız anlamam!(bu cümlenin ardından bir sürü salak ve saçma cümle kuracağını bildiğim için araya girdim)
B: Müzik dinlememi kesip, dinlediğim müziğin sözlerini anlayıp anlamadığımı soran dangalak amcalara mesela.

Emmi hiçbir şey söylemedi bunun ardından. Nutku tutulmuştu ve hatta rengi açıldı. Toplumun büyük çoğunluğu onun alaycı tavırlarının altında yatan aptalca duyguları paylaşıyordu ama ben az önce ona ve onun gibi düşünenlere “dangalak” demiştim. (Doğrusunu isterseniz daha ağır sözler kullanırdım ama emmimle yumruk yumruğa hayal ettim kendimi ve korktum) Kulaklıklarımı takıp yolu izlemeye devam ettim. Rammstein’ın sonne şarksının Hitler versiyonu çalıyordu.

Şimdi olayı daha önce sunduğum “5″ koşula göre inceliyoruz.

1) Müzik evrenselse amcam niye bana anlam sordu değilse onun dinlediği Arapça ilahiler niye dinleniyordu. Müzik evrensel değildir aslında; bir sürü dangalak dinlediği yabancı şarkıların Türkçe anlamlarına bakmakla ve ezberlemekle neyin uğraşır.
2) Dinlediği müzik benim dinlediğim müzikten farklıysa bu adam benim kurduğum ve koruduğum düzen için zararlıdır.
3) Bu kadar sene her söylenenin Türkçesinin doğru olduğunu sanan emmi; yalnızca kendini tatmin eden yalanları anladığı mastürbasyonunu yapmıştır.(Bu cümle açık olmadı biliyorum!.. Mastürbasyonla ilgili bir yazı bulun ve okuyun!.. Ya da bekleyin ben yazarım yakında)
4) Bu emmi “dangalak” dedim diye dava açsa kazanır (Halbuki Panter Emel’den öğrenmiştim ben taktiği!.. Adama eşek diyecektim ve ekolojist olduğum için işin içinden sıyrılacaktım!.. Hoş gerçektende böle tiplere eşek deyince eşeklere haksızlık ediyoruz!..) Ama ben o benim müzik dinlememe karıştı diye dava açsam hâkim suratıma tükürür belki de!.. (hoş kazanacak olsam da açmam dava falan)

Şimdi aklınız da ne kaldı?

Şiirler

. Eğitim Şiirleri
Erzurum Şiirleri
Gece Şiirleri
Çeşitli Şiirler
Gurbet Şiirleri
Gurur Şiirleri
Günaydin Şiirleri
Güneş Şiirleri
Dertli Şiirler
Duyulmamış Şiirler
AğLatıcı Şiirler
Dokunaklı Şiirler
Can Yakıcı Şiirler
Efkarlı Şiirler
Hayvan Şiirleri
islam Şiirleri
Eğitimle iLgiLi Şiirler
Erkekler için Şiirler
Kadınlar için Şiirler
Fedekarlık Şiirleri
Fransızca Şiirler
Hollandaca Şiirler
Hatıra Şiirler
Havalı Şiirler
uyuz Şiirler
Kocam için Şiirler
Karım için Şiirler
ürkütücü Şiirler
Korkuyla ilgili Şiirler
Muhteşem Şiirler
Eski Şiirler
istanBuL Şiirleri
Neşeli Şiirler
Gıcık Şiirler
izmir Şiirleri
Kahraman Şiirleri
Kin Şiirleri
Güven Verici Şiirler
Geyik Şiirler
Peygamber Şiirleri
Sinir Şiirler
Sıcak Şiirler
Sempatik Şiirler
Kaliteli Şiirler
Küsmek iLe iLgiLi Şiirler
Hayatla iLgiLi Şiirler
Gitme iLe iLgiLi Şiirler
Politika Şiirleri
Kötülükle iLgiLi Şiirler
Küçük Şiirler
Kıymetli Şiirler
Kibar Şiirler
Komik özlü Şiirler
Kardeşlikle iLgiLi Şiirler
Kıl Şiirler
ibretlik Şiirler
içten Şiirler
Savaş Şiirleri
inci Şiirleri
ince Şiirler
itici Şiirler
intihar Şiirleri
intikam Şiirleri
sevinç Şiirleri
ingilizce Şarkı Şiirleri
iğneli Şiirler
Terk Edilme Şiirleri
Şehir Şiirleri
iLahi Şiirler
Manyak Şiirler
Mutluluk Şiirleri
Minik Dualar iLahi Şiirler
Milli Şiirler
Nazarla ilgili Şiirler
Uzun Şiirler
Tanrı Şiirleri
Tarih ŞiirLer
unutulmaz Aşk Şiirleri
Platonik Aşk Şiirleri
Rap Şiirleri
HipHop Şiirleri
Sevimli Şiirler
Sert Şiirler
Sihirli Şiirler
Sevenler için Şiirler
Sevgisizlikle iLgiLi Şiirler
Sıradan Şiirler
özeL Şiirler
özgür Şiirleri
ürpertici Şiirler
ülkücü Şiirleri
Yalan Şiirler
Umut Şiirleri
iyi Şiirler
umut Şiirleri
ufak Şiirler
uğurlu Şiirler
janjanlı Şiirler
Love Şiirler
Kamyon Arkası için Şiirler
Araba Arkası için Şiirler
Motor MotosikLet Arkası için Şiirler
Minibüs Arkası için Şiirler
Şöför Şiirleri
Düşündürücü Şiirler
Zehir Edici Şiirler
Renkli Şiirler
Vefat Edenler için Şiirler
Yararlılar için Şiirler
Babalar Günü Şiirleri
Anneler Günü Şiirleri
SevgiLiLer Günü Şiirleri
23 Nisan Çocuk Bayramı Şiirleri
Barış Şiirleri
Bayrak Şiirleri
Bayram Şiirleri
KandiL Şiirleri

     Tasarım : ZaLim       ŞiirLer

Günün Sözü :

Günün Sözleri:

 Ölmüş adamın cebine harçlık konmaz. 
 Açın karnı doyar gözü doymaz. 


-Gizle-