|
.
reklam
Burada birbirinden güzel şiirler derledik.. Bu şiir kategorisindeki sizler için seçtiğimiz en güzel şiirlerin listesi:
reklam
Yaralıyım yaralıyım
Gönlü gözü karayım
Yaralıyım yaralıyım
Dalı kırılan ağacım
Yaralıyım yaralıyım
Demen bana neden niye
Bindiler hep üstüme
Dağları inlettim ah çektikçe
Yaralıyım yaralıyım
Gözümden akan yaşların
Ahı vardır her damlasının
Ortağı oldum sıkıntıların
Yaralıyım yaralıyım
Bıktırdılar canımdan
Küstürdüler dünyamdan
Çare yüce allah’tan
Yaralıyım yaralıyım
Değmeyin bana ağlarım
Yanarım sızlarım
Bir başıma ne yapayım
Yaralıyım yaralıyım
Garip hasan yazım kışım
Dert kaynatır ocağım
Duyan yok mu feryadım
Yaralıyım yaralıyım
Gezerim Yaralı Yaralı
Vurulmuşum ben yüreğimden
Kan geliyor bak ciğerimden
Yaralanıp da can evimden
Gezerim yaralı yaralı
Ayrı düşmüşüm sevdiğimden
Selvi boylumdan, güzelimden
Yaşlar geliyor gözlerimden
Gezerim Yaralı Yaralı
Avcı vurmuş kanadımı
Kırdı omuzdan kollarımı
Sızlatıp, yakmayın canımı
Gezerim yaralı yaralı
İsmailim sevdim gönülden
Çektiklerim yarin elinden
Yaşayan ölüyüm sanki ben
Gezerim Yaralı Yaralı
Yaralı Yaralı Dolanayım Ben
Kötülüğe akan su olmayım da
Çamurdan çamura bulanayım ben
Hakikati bozan kul olmayım da
Avare avare dolanayım ben
Kağıtlara döküp duygularımı
Haksızlığa karşı hatalarımı
Saklayıp şu altın itibarımı
Parasız parasız dolanayım ben
Zalime arkadaş dost olmayım da
Pir sultan’la dara asılayım ben
Dinsizin yoluna post olmayım da
Yaralı yaralı dolanayım ben
Kendimi Yaralıyorum
Geçmişin dönülmez patikalarında
Zaman zaman filmi başa alıyorum
Ne kadar doğru,ne kadar yanlış
Hatıralar içinde bunalıyorum
Hep benim yüzlerim kesik aynada
Hep ben baş başa kalıyorum
Gelincik, kardelen,zambak
Ellerimi aşka kınalıyorum
Geçmiş zamanların kınaları
Avuç çiziklerimde daralıyorum
Seni bir geçmiş gördüğüme darılma
Hatalarımı her gün sıralıyorum
Keşke hatasız ve zamansız olsaydım
Seni düşündükçe, karalıyorum
Zamanı aralıyorum
Kendimi yaralıyorum
O Gece Yaralıydım
o gece yaralıydım
düşlerimin karnı delinmişti
yaralı bir şiire sarılıydım.
saçlarımın karasına sarılıydı gece
uğultular,feryat ve lanetin hışmı
yakıyordu beni
yakıyordu beni yaralı şiirin laneti.
o gece efkarlıydım
yanmaya utanmış bir ateş
isyan etmiş bir şiire sarılıydım.
O gece yaralıydım
şiir sancılıydı,çığlık basardı
çalınmış rüyalara sığdırdığım zaman
kara ihanetleri
işgal edilmiş bir şarkıydım,
uzağa giden adamın masalıydım.
o gece yaralıydım
sevdam pazarlanmıştı benden habersiz
yaralı bir şiire sarılıydım.
o gece yaralıydım
yaram sessizdi
o gece kendime sarılıydım.
Yaralıdan O SÖYLER
Uzaklarda aramam,
Mürşit o ki, canımda.
Devrini durduramam,
Dolaşıyor kanımda.
İlk emri,ilk takdimi,
“Oku” dedi akdini,
Anladım ki Rabbi mi,
Nefsim ile yanımda.
Gönlümde güller açar,
Lebleri inci saçar,
Bırakmaz beni naçar,
“O” vardır her yanımda.
Mürşidi ekmel’imdir,
Namusu ekber’imdir,
Resul’ü ekrem’imdir,
Delildir her an’ımda.
Mülke Süleyman oldu,
Her tarafa o doldu,
Kalbimde kendi durdu,
Hükmeder vicdanımda.
Ne gam kaldı ne keder,
Kainat bayram eder,
Melekler gelir gider,
Alem’i seyranımda.
Dost bizde gönül eğler,
Bizden her canı sever,
Yaralıdan o söyler,
Zuhuru insan’ımda.
Sorulun Yaralınıltmak
More, 1492'de
Papaz olunulduktan
Sonra bilinile,
Biligilinlerin bilinilingiçlik taslanıladıkları
Tartışılınmalarını yararılınsız ve doyurulunuculuktan
Uzak bulunuldu.
Bu konuluda
Şöyle yazılındı:
'Bu çalışılınmalar
Bir insanı
İnatçı ve kavgacı yapılınabilinir,
Ama bilingili yapalınabilinir mi? '
Akılına gelinilen demeyilene,
Anlamınılın yanılı sıra
Getirilindiği kavram,
Görülünmezlikten gizlice...
Yaralıydık Hepimiz...
Yarılıydık hepimiz
Unutmak içindi bütün yaptıklarımız
Gülümseyişlerimiz, tebessümlerimiz...
Mutlu görünüşlerimiz,
saadet içindeymişiz
Yalandı hepsi,
unutmak içindi
Sarmak içindi yaralarımızı
Gülen gözlerde batan güneşi gördüm hep
Güneşi karşılayan sevinci değil
Gizlenen sancıları
Karanlıktı, derinleri; yaralıydı...
Yaralıydık hepimiz...
Gerçek olan tekdi; acılarımız...
Ve saklamak içindi tebessümlerimiz
Gerçek olan tekdi; ağlayışlarımız...
Aslında oda sahteydi ya biriyleyken...
Yaralıydık hepimiz...yaralı...
Yaralarımızdandı maskelerimiz
Görünsün istemiyorduk, kanasın istemiyorduk
Saklanıyorduk, kaçıyorduk...
Saklamayana zayıf, saklayana güçlü diyorduk
Saklambaç oynuyorduk...
Kaybedenin ağladığı bir saklambaç
Gördüm yaranı sobe..ebe..
Yaralıydık hepimiz...
İnsandık sözde ya...insandık...
Yoksa insan taklidi yapanmıydık...
Yaralıydık hepimiz...yaralı...
Yaralıydık hepimiz....
Yaralıyız İkimiz de
Örümcek ağlarını yırtan siren sesleri içinde
Delik deşik, ıslak atmosfer
Ve kana eğitilmiş köpekler arasında
Şakaklarımda zonklayan korkuyu
Kustum. Papatya, gelincik kalabalığına
Şaşırdım. düşün ki
Acıtıyor bileklerimi sıktığım her yumruk
Çığlıklarım takılıyor savaş radarlarına
Yıkıldı usumun köhne direkleri
Talan edilmiş ayçiçekleri arasında
Boğazlanmış üveyik kuşları
Pencerelerde beklenmedik her ölüm için
Sarı, beyaz ve kırmızı krizantemler
Kanaman baki ve bakir hala
Yaralıyız…
Yarılıyız,
Yaralıyız ikimiz de
İrena
Ben seni niçin sevdim
Adını mıh gibi çaktım işte
Kalbimin kanlı darağacına
Ve
Zaman
Aynalardaki toz taneciklerinin tortusuna
Sulardaki köpük üretimin çılgınlığına
Dur! dedi.
Ben ölümün bağışıklıktan yoksun olduğunu
Benim için ağladığında fark ettim.
Senin kapından her geçtiğimde
Sonradan yakılması planlanan
Bir sigara için
Nöbet tutan ıslak kibrit kutusunda
Uğur böcekleri taşırdım…
Ceplerimde martılarla paylaşılmış
Birkaç şiir,
Ensemde gecenin ürkek nefesi
Kentlerin kapısında serseri,
Çılgın atlar olurdu
Firara ya da intihara mecbur bırakılmış
Yolcuları bekleyen
Ah ikimiz
Ne kadar yoksunmuşuz mutluluktan
Ne kadar da yalnız
İkimiz…
Son kez geçiyorum kapından
Üstüm başım krizantem
Kesik siren sesleri içinde
Ben seni niçin sevdim be kadın
Ben seni niçin…
Ikimizde yaraliyiz
Ikimizde kalbimizin en derin kösesinden yaraliyiz
birimiz sarp kayaliklardan ucuruma yuvarlanmis
birimiz poyraz yele savrulmus yapa yalniz
sen bensiz ben sensiz bir an yasamamisiz
Duydum ki senide hayirsizin birisi mahfetmis
baharda rengarenk actigin güzellikleri katletmis
seni kaybedince bende mutlu olamadim ki
yarinlar benden selami kesip terketmis
Bir kes gibi derin derin çekiyorum seni icime
hala ilk gün gibi delicesine seviyorum seni
biliyorum yüregin titriyor tenin kokumu özlüyor
gizleme gözyaslarini sende unutamadin beni
Ikimizde felegin zillesini yemisiz yaraliyiz
yüzümüz gülmez birer bahti karaliyiz
ikimizde kahrolacagiz ayriligin girdabinda
ve ben seni yine bulacagim bitmeyen kabuslarda
Gurbet Elde Yaralıyam
Yaralıyam, yaralıyam,
Gurbet elde yaralıyam.
Kimse gülmüyor yüzüme:
Ben gurbette yanalıyam..
Vatanımdan uzaktayım.
Daim sılayı özlerim.
Yıl oluyor gecelerim.
Gurbet elde yaralıyam.
Gülleri bile kokmuyor,
Ezan sesi duyulmuyor.
Yükler ağır taşınmıyor,
Gurbet elde yaralıyam.
İnsanları çok soğuktur.
Yüzler ise hiç gülmuyor.
Tatlının tadı kaçıyor:
Gurbet elde yaralıyam.
Dostluk, komşuluklar azdır.
Çoklaır çıkmaz yoldadır.
Bunlara sebep paradır.
Gurbet elde yaralıyam.
Bayramların neşesi yok,
Fark edilmez aç ile tok.
Gurbet sanki zehirli ok:
Gurbet elde yaralıyam.
Haberler güzel gelmiyor,
dostlar dostunu özlüyor.
Tok acın halin bilmiyor.
Gurbet elde yaralıyam.
Yazlar baharlar karışır,
Düşünülen sade iştir.
Düz yollar bile yokuştur.
Gurbet elde yaralıyam.
Kul yaralıydı (O anki
duygularım)
Haber salamadım seven dostlara
Kesildi hatlarım tel yaralıydı
Neşeyle girmiştim yeni yıllara
Ömür bitti sandım yıl yaralıydı
Hasta yatağına koymuştum başı
Acı dertler oldu can arkadaşı
Unuttu sanmayın dostu kardeşi
Konuşamaz oldum dil yaralıydı
Dostların sevgisi dünyaya değer
Son şiirim olsun ölürsem eğer
Dinmedi acılar sızlıyor ciğer
Kırıldı kanadım kol yaralıydı
Ecel konmuş sandım can odağıma
Dolu yağdı yamacıma dağıma
Ayrılık rüzgarı esti bağıma
Döküldü yaprağım dal yaralıydı
Alnıma yazılmış silinmez yazı
Değişmiş bende yaşamın tarzı
Hakka teslim ettim bendeki özü
Hasta yatağında kul yaralıydı
Tüm dostlara selam olsun buradan
Sağlık sıhhat versin size yaradan
Haberim olmadı yazdan bahardan
Solmuştu bahçemde gül yaralıydı
On bir yıldır dinmez yürekte sızı
Sabır edenlerin gülermiş yüzü
Bu Tuncay ölmeden unutmaz sizi
Yazmadı kalemim el yaralıydı
Yaralıydı Ceylan
Soluk soluğaydı
Koşuyordu
Kurtlar çakallar peşinde
Yaralıydı ceylan
Otların arasında
Bir aslan çıkmıştı karşısına
Göz gözeydi
Haydi sen git der gibi
Kurtlar, çakallar kaçarken
Sırtlanlanlara yöneldi
Döş döşeydi sırtlanlarla
Ceylan gittiğinde
Yaralıydı aslan
Seni gördüğümde
Yorgundun, titriyordun
O buğulu gözlerinle
Umudum diyordun
Rüzgarın önünde
Bir yaprak gibi
Yuvarlanıp gitti
Gidemedim peşinden
Her şey bitti diyordun
Git dedim
Yağan yağmura
Karanlığa aldırma
Yıldızlara baka bak a
Gittin ama....
Döndün
Yine mahzundun
Titriyordu dudakların
Adam gibi adam dediğin de
Tuz basmıştı yarana, kanatmıştı
Ağlama diyemezdim
Sormadım da
Nasıl vuruldun
Anlıyordum çünkü
Acısı yüreğimde
Gel dediğinde
Gidemediğim peşinden
Bir ceylana da ben vurmuştum
Yaralısın
Birlikte oluşturulan sevinçler vardır
Kaçıverir avuçlarımızdan
Hiçbir şekilde iyileşemeyecek bir iz bırakarak yerinde
Nedendir bilinmez
Durdurulamayan zaman aktıkça
Gönül evimizdeki ateş kendince yanar da
Bir yanımız eksik yaşarız.
Dizelerin sahibi kadar
Yazılanları okuyanların çoğu da
O benzer altın çağın yorgunlarındandır.
İçinizdeki girdap derinleştikçe derinleşir:
“Keşke kör olası gitmeler olmasa! ” dersiniz
Klavyeniz hep aynı coşkularının notalarını vursun
istersiniz.
Yeşile boyanan dört mevsim
Fark etmeden zemheriye dönüşmesin istersiniz.
Elimizde değildir naçar kalmamak
Sonrasında vahşi bir gurur:
''Bu suç ikimizin! ''diye haykırmada güçsüz kalır.
Köhne limanlara sığınır ve kurtulduğunuzu sanırsız.
Yanılsamanın ta kendisidir inleyişler, ta kendisidir.
Şair kadar nice yaralı yürekler vardır
Sorgusuz infazlarla adını yitiren.
Şimdi onlar dört köşeli bir dairenin içinde
Kurtuluşu beklemededirler
.
Ait oldukları adreslere hasrettirler.
Kimseler bilmez, bilemez bunun yangısını, bilemezler!
''Yaralısın! ''diye fısıldayacak bir ses gelip
geçmemiştir, o diyarlardan.
Yaralısın
......................................Cumhuriyet
Şehitlerine
Gök pırıl, pırıl
Hava aydınlık ve açıkken
Ergenliğine yükseliyorken gün
Kurutun dediğimiz bataklıktan
Bir sinek bulutu
Havalandı beş kat birden
Durdu önüne Güneşin
Karardı Ankara
Anadolu
İstanbul
Karardı ortalık
Vuruldu cumhuriyet
Can evinden…
Yaralısın
Biraz pazar yorgunuydum
Biraz da içimde
Anlamadığım
Bir duygunun yükü vardı.
Belki de bu yüzden
Yenik düştüm
Geceye
Erkenden…
Güneşin incelttiği yerde
Kurşun renkli bulutlar
Gümüş bir aynaya dönüşmüştü
Gene de
Üstüme bir karabasan
Kâbus gibi çökmüştü
Ev de
Kent de…
Ülke de
Uykusuzduk işte…
Sanki günle gece karışmıştı.
Aykırıydı gece
Günde öyle.
Ayazı daha ayazdı.
Kurşun renkli bulutları
En zayıf yerinden kırmak için
Geceden beri
Uğraşıp duruyordu.
Güneşin yenildiğini gördüm.
Böyle günlerde bilirdim
Bir felaket gelirdi
Üstüne memleketin…
Hayırdır, dedim kendime
—hayırdır inşallah.
Televizyonu açtım
Tedirgindi içim.
Yaslıyız diyordu
Bu yüzden
Spiker haberi ayakta sunuyordu.
Anladım
Gün niye böyle zalım
Gece niye böyle hayındı
Barış güvercini uçmuştu.
Bir adım ötemizdi 10 Kasım. |